KÜNYE
2. Ceza Dairesi 2023/11321 E., 2023/3897 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Haziran 2023
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/842 E., 2016/100 K.
- Suç
- Konut dokunulmazlığının ihlâli
- Hüküm
- Mahkûmiyet
- İtirazname görüşü
- Bozma
- İtiraza konu karar
- Ret
Karar Metni
734 kelime·4 dk okuma·3 bölüm
Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 20.06.2022 tarihli ve 2021/13507 Esas, 2022/9478 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.09.2022 tarihli ve KD-2016/188085 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
O yer Cumhuriyet savcıları için temyiz süresinin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 310. maddesi uyarınca 1 ay olduğu ve sürenin başlangıcının karar tarihi olduğu, Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 04.02.2016 tarihli ve 2015/842 Esas, 2016/100 Karar sayılı, sanığın mahkûmiyetine ilişkin kararı, o yer Cumhuriyet savcısının 1412 sayılı Kanun'un 310. maddesinde öngörülen 1 aylık yasal süre içerisinde 01.03.2016 tarihinde temyiz etmesi nedeniyle temyiz talebinin süresinde olduğu gerekçesi ile Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 20.06.2022 tarihli ve 2021/13507 Esas, 2022/9478 Karar sayılı süreden redde dair ilâmının kaldırılmasına ve sanık hakkında açılan kamu davasının bozulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE
1.04.02.2016 tarihinde yokluğunda verilen hükmü 1412 sayılı Kanun’un 310/3. maddesinde öngörülen 1 aylık süre içinde 01.03.2016 tarihinde temyiz eden o yer Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin süresinde olduğunun anlaşılması nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.
2.Sanığa atılı 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 116/1. maddesinde düzenlenen konut dokunulmazlığının ihlali suçunun suç tarihi itibariyle uzlaşmaya tabi olduğu ve Adana Cumhuriyet Başsavcılığı Uzlaştırma Bürosunun 11.11.2015 tarihli yazısında şikâyetçinin uzlaşmak istememesi nedeniyle uzlaşmanın sağlanamadığının belirtilmesi karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
3.Katılanın kiracı olarak oturduğu evin sahibi olan sanığın, olay günü kapı kilidinin göbeğini değiştirme ve katılanın konuttan yararlanmasını engellemek şeklindeki eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 154. maddesinde yer alan hakkı olmayan yere tecavüz suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfının nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek aynı Kanun'un 116/1. maddesinde yer alan konut dokunulmazlığının ihlali suçundan cezalandırılması hukuka aykırı bulunmuştur.
4.Kabule göre de;
a.
24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 251/1. maddesindeki “Basit Yargılama Usulü”nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 5/1-d maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de; hükümden sonra,
Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli iptal kararı ile yukarıda anılan geçici madde 5/1-d’de yer alan hükme bağlanmış ibaresinin aynı bentte yer alan, "Basit yargılama usulü" yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olması nedeniyle, temyize konu ve aynı Kanun'un 251/1. maddesi kapsamına giren, 5237 sayılı Kanun'un 116/1. maddesinde düzenlenen konut dokunulmazlığını ihlal etme suçu yönünden, aynı Kanun’un 7. ve 5271 sayılı Kanun'un 251. maddeleri uyarınca yeniden değerlendirilme yapılmasında zorunluluk bulunması,
b.
Sanık hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinde sayılan nesnel ve öznel koşulların değerlendirilip buna ilişkin gerekçelerin gösterilmesinin gerektiği, sanığın adli sicil kaydına göre daha önce kasıtlı suçtan mahkûmiyetinin bulunmadığı, dolayısıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi için aranan 5271 sayılı Kanun'un 231/6-a. maddesinde gösterilen “kasıtlı suçtan mahkûm olmama” nesnel koşulunun bulunduğu,
konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun zarar doğurmaya elverişli suçlardan olmaması nedeniyle de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin nesnel (objektif) koşullardan bir diğeri olan şikâyetçinin maddi bir zararının olmadığı da gözetilerek,
sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231/6-b. maddesinde belirtilen, “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” öznel (sübjektif) koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediği tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
1.Gerekçe bölümünün (1) nolu paragrafında belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 20.06.2022 tarihli ve 2021/13507 Esas, 2022/9478 Karar sayılı temyiz talebinin reddine dair ilâmının KALDIRILMASINA,
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/11321, K. 2023/3897, 22 Haziran 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama