Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2023/11797 E. , 2023/5148 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI :2011/634 E., 2016/333 K. KATILANLAR :..., ..., ... SANIKLAR :..., ... SUÇLAR :Mala zarar verme, resmen teslim olunan taşınmaza el koyma, hakaret HÜKÜMLER :Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER :Sanık ..., sanık .
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2023/11797 E. , 2023/5148 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI :2011/634 E., 2016/333 K. KATILANLAR :..., ..., ... SANIKLAR :..., ... SUÇLAR :Mala zarar verme, resmen teslim olunan taşınmaza el koyma, hakaret HÜKÜMLER :Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER :Sanık ..., sanık ... müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade, onama 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinin, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile ... kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, bu adrese tebliğ yapılması gerekirken, yokluğunda verilen kararın 27.01.2017 tarihinde sanık ...'a bilinen son adresi ve aynı zamanda MERNİS adresi olan adresine doğrudan "MERNİS adresi” ibaresi ile çıkarılan ve Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereği muhtara yapılan tebligatın usûlüne göre olmadığı, keza sanığın daha önce 30.11.2016 tarihinde hükmü temyiz ettiği, sanık ... hakkında, katılan ...'a yönelik olarak tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-1., 62. maddeleri gereğince hükmolunan 5 ay hapis cezasına ilişkin hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara, sanık tarafından yapılan itirazın İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.12.2016 tarihli ve 2016/1418 D. İş sayılı kararı ile reddedildiği, buna göre temyiz incelemesinin kapsamının sanık ... hakkında hakaret, mala zarar verme ve resmen teslim olunan taşınmaza el koyma suçlarından kurulan hükümler ile sanık ... hakkında resmen teslim olunan taşınmaza el koyma suçundan kurulan hüküm ile sınırlı olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 1.Sanık ... hakkında hakaret ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümler yönünden: Sanık hakkında hükmolunan cezaların miktarı gözetildiğinde 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 2. maddesi uyarınca hükümlerin kesin nitelikte olduğu anlaşılmakla, sanığın temyiz isteğinin karar tarihi itibarıyla 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 317. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE, 2. Sanıklar ... ve ... hakkında, resmen teslim olunan taşınmaza el koyma suçundan kurulan hükümler yönünden: Sanıklar hakkında resmen teslim olunan taşınmaza el koyma suçundan kurulan hükümlerin karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 5237 sayılı Kanun'un 290/1. maddesinde düzenlenen resmen teslim olunan taşınmaza el koyma suçu için öngörülen cezanın üst sınırına göre, aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin 24.09.2010 olan suç tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafii ve sanık ...'ın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davalarının, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.