KÜNYE
2. Ceza Dairesi 2023/16310 E., 2025/20530 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2022/540 E., 2022/1627 K.
- Suçlar
- Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme
- Hüküm
- İstinaf başvurusunun esastan reddi
- Tebliğname görüşü
- Ret, onama
Karar Metni
538 kelime·3 dk okuma
I- Sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/2-a maddesinde yer verilen; “İlk Derece Mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafiinin temyiz isteminin, aynı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,
II- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.
Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin; soruşturma aşamasında sanığın babasının, şikâyetçinin zararını karşıladığını beyan ettiğine, kovuşturma esnasında şikâyetçinin beyanı alınmadığı için zarar giderimi hususunun sorulmadığına, ancak soruşturma aşamasında zarar giderimi durumunda sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesi gereğince 2/3 oranında indirim yapılacağına, sanık hakkında ceza verilmesi halinde aynı Kanun'un 145. maddesinin uygulaması gerektiğine. konut dokunulmazlığını ihlâl suçundan ceza verilmemesi gerektiğine, şikâyetçinin,
şikayetçi olmadığı bir an suçun varlığı düşünülse dahi konut dokunulmazlığını ihlâl ve mala zarar verme suçunun şikâyete bağlı olduğuna ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sanığın, 30.01.2020 tarihli duruşmada "Bildiğim kadarıyla babam olayı öğrendikten sonra müştekinin zararını karşılamış." , 14.01.2021 tarihli duruşmada "Babam zararı giderdiğini söylemişti ancak kendisine ulaşamıyorum." şeklindeki savunmaları, 21.12.2021 tarihli son duruşmada sanık müdafiinin esas hakkındaki mütalaaya karşı "Müvekkilim savcılık aşamasında zararı gidermiştir, etkin pişmanlıktan yararlanmasını talep ederiz." şeklindeki savunması, Mahkeme tarafından şikâyetçi hakkında 19.12.2019, 15.09.20 20... .01.2021 tarihlerinde izhar çıkartılmasına rağmen kendisine ulaşılamaması,
sanık müdafiinin istinaf talebinde ödeme savunmasını tekrarlaması ve Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin bu konuda bir değerlendirme yapmamış olması, aynı hususun temyiz talebine de konu yapılması karşısında, sanığın babası ve şikâyetçinin duruşmada hazır edilmesi sağlanıp, şikâyetçinin zararının giderilip giderilmediği, giderilmiş ise ne zaman ve ne şekilde giderildiği hususları açıklığa kavuşturulduktan sonra 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama yeri tartışılmadan eksik araştırma ile hüküm kurulması,
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/16310, K. 2025/20530, 19 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama