İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2023/17476 Karar: 2023/3772 Tarih: 2023

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/17476 K.2023/3772

2. Ceza Dairesi 2023/17476 E. , 2023/3772 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/166 E., 2020/182 K. SUÇ : Mala zarar verme İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Çaldıran Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.07.2020 tarihli ve 2019/166 Esas, 20

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2023/17476 E. , 2023/3772 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/166 E., 2020/182 K. SUÇ : Mala zarar verme İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Çaldıran Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.07.2020 tarihli ve 2019/166 Esas, 20

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2023/17476 E. , 2023/3772 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/166 E., 2020/182 K. SUÇ : Mala zarar verme İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Çaldıran Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.07.2020 tarihli ve 2019/166 Esas, 2020/182 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mala zarar verme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 151. maddesi uyarınca 2.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu kararın kesin olması nedeniyle karar tarihi olan 09.07.2020 tarihinde kesinleştiği belirtilmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/1. maddesi uyarınca, 30.03.2023 tarihli ve 2020/12924 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.05.2023 tarihli ve KYB-2023/39217 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.05.2023 tarihli ve KYB-2023/39217 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “1. Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 09.04.2018 tarihli ve 2018/3069 Esas, 2018/4132 Karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesinde, 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 34. maddesi ile üçüncü fıkrasında yer alan “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresi madde metninden çıkartılarak, yargılama konusu mala zarar verme suçu gibi etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen şikâyete tabi suçların da uzlaştırma kapsamına alındığı, bahse konu kanun değişikliğinin karar tarihinden önce yürürlüğe girmiş olması karşısında, Mahkemece sanığın üzerine atılı bulunan ticareti usulüne aykırı terk etmek suçu bakımından 5271 sayılı Kanun’un 254/1. maddesindeki “Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması hâlinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253. maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca sanığın üzerine atılı 04.06.2018 tarihinde işlediği mala zarar verme suçu bakımından uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre sanığın hukukî durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde, 2. Dosya kapsamına göre, sanık hakkında katılanın zararının karşılanmadığından bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ilişkin karar verilmiş ise de; Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesinin şartlarından olan 5271 sayılı Kanun'un 230/6-c maddesinde yer alan "Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir." biçimindeki açıklama da nazara alındığında, ilk olarak müştekinin zararının tespiti gerekmekte olup, somut olayda, sanık müdafiinin 13.02.2020 ve 09.07.2020 tarihli celselerde zarar bildirildiğinde gidermek istediklerini beyan ettiği, dosyada mahkemesince somut bir zarar tespiti yaptırılmadığı, hakimin basit bir araştırma ile müştekinin zararının tespitini sağlaması gerektiği, müştekinin zararının tespitini takiben de zararı gidermesi amacıyla sanığa makul bir süre verilmesi gerektiği, bu hususlar yerine getirildikten sonra sonucuna göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, 3. Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2013 tarihli ve 2012/6-1524 Esas, 2013/152 Karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, mağdurun iade veya tazmini kabul etmemesinin sanık lehine yorumlanmayarak yerel mahkemece zararın ve bu zararın hangi aşamada karşılanmak istediğinin tespit edilip bir ödeme noktası tayin edilerek sanığa zarar giderme imkanı sunulduktan sonra sonucuna göre 5237 sayılı Kanun’un 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama şartlarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve sanığın hukuki durumunun buna göre tayin edilmesi gerektiği nazara alındığında; somut olayda, sanık müdafiinin 13.02.2020 ve 09.07.2020 tarihli celselerde zarar bildirildiğinde gidermek istemeleri ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma taleplerine rağmen, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında zarar tespiti yapılmadan ve sanığa zararı ödeme imkanı da verilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir. 2. Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 06.04.2021 tarihli ve 2021/192 Esas, 2021/7538 Karar sayılı kararı ile Çaldıran Asliye Ceza Mahkemesince, mala zarar verme suçundan verilen mahkûmiyet kararının sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi ve bu istem doğrultusunda işlem yapılmasının gerekmesi nedeniyle kanun yararına bozma isteminin reddine karar verimiştir. 3. Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 06.04.2021 tarihli ve 2021/192 Esas, 2021/7538 Karar sayılı kararı doğrultusunda bu eksiklik giderilmeden yeniden kanun yararına bozma talebinde bulunulmuş ise de; sanık hakkında Çaldıran Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.07.2020 tarihli kararıyla cinsel saldırı ve mala zarar verme suçlarından cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın sanık müdafii tarafından istinaf edildiği, istinaf dilekçesinin incelenmesi neticesinde mala zarar verme suçunun da istinaf edilmesi, fiziki dosyada ve UYAP'ta yapılan inceleme neticesinde Mahkemenin mala zarar verme suçu için istinaf isteminin reddine ilişkin bir karar vermediğinin ve Van Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 14.10.2021 tarihli ve 2020/2189 Esas, 2021/1446 Karar sayılı ilâmı ile mala zarar verme suçu yönünden inceleme yapılmadığının anlaşılması nedeniyle inceleme konusu hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır. 4. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 272 vd. maddeleri uyarınca istinaf yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla