Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2023/17568 E. , 2025/21882 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1941 E., 2022/2243 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi ta
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2023/17568 E. , 2025/21882 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1941 E., 2022/2243 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken eksik ve hatalı soruşturma ve kovuşturmaya işlemlerine dayanılarak aksi yönde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, sanığın lehine durumların yok sayılarak lehine yasal düzenlemelerin uygulanmadığı, yapılan talep ve savunmaların dikkate alınmadığı, kuşkudan sanık yararlanır kuralının dikkate alınmadığı, sanığın baştan itibaren suçlamaları kabul etmediği, samimi ve tutarlı bir biçimde olayı anlattığı, Mahkemece yapılan yargılamada elde edilen deliller ile sanığın savunmasının aksinin ispat edilmediği, somut olayda eylemin teşebbüs halinde kaldığı kabulü ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 35/2. maddesi uyarınca takdiren en alt sınırdan indirim uygulandığı, 5237 sayılı Kanun'un 145. maddesi yönünden hiçbir değerlendirme yapılmadığı, sanığın lehine değerlendirme ihtimali olan bu hususta araştırma yapılmadığı, ayrıca şartları bulunmamasına rağmen sanığın aleyhine tekerrür hükümlerinin uygulandığı, katılan vekili tarafından dosya takip edilmemesine rağmen lehine vekâlet ücretine hükmedildiği, somut olayda aynı Kanun'un 62. maddesi düzenlemesinin sanık ile uyumlu halleri mevcutken ve mahkemece aksine hiçbir somut durum ve gerekçe gösterilmemişken sanık lehine uygulanmamasının hukuka aykırılık teşkil ettiğine yönelik olduğu, sanığın temyiz isteminin ise; mahkeme huzurunda verdiği savunmalarını tekrar ettiği, konut dokunulmazlığının ihlâli ve hırsızlık suçunu işlemediği, olay yeri kamera kayıt ve mobesa görüntülerinin araştırılması durumunda olayın anlattığı şekilde gerçekleştiğinin görüleceğine, yönelik olduğu belirlenerek, yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, İstanbul 35. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.02.2020 tarih ve 2019/287 Esas, 2020/121 Karar sayılı dosyasında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanığın istinaf istemi üzerine yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 26.04.2021 tarihli ve 2020/10 06... /1056 Karar sayılı kararıyla; “1. UYAP kayıtlarına göre başka suçtan ayrı yargı çevresindeki Tekirdağ 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olduğu anlaşılan sanığa duruşmadan bağışık tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve bu hususta bir karar alınmadan, son celsede duruşmada hazır bulundurulmayıp yokluğunda hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle 5271 Sayılı CMK'nın 289/1 (e) maddesine aykırı davranılması, 2. 5237 sayılı TCK'nın 116/2. maddesi ile kişilerin mesleki faaliyetleri ve meslek icra alanlarının güvence altına alındığı, işyeri kavramının, işin yapıldığı, konut dışındaki yerleri ifade ettiği, suça konu olayın müşteki olarak duruşmada dinlenen ...'ın verdiği beyana göre 11 yıldır iflas aşamasında olan ve mühürlenen, mühürlü olduğu herkes tarafından bilinen Uzel makina isimli işyerinde işlenmesi karşısında; herhangi bir ticari faaliyetin yürütülmediği ve/veya bir işyerinin eklentisi niteliğinde olmayan yere girilmesinin işyeri dokunulmazlığını bozma suçunu oluşturmayacağı düşünülmeden yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile sanık hakkında işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan mahkûmiyet kararı verilmesinden" bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, yine söz konusu bozma kararı sonrasında İstanbul 35. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.10.2021 tarihli ve 2021/378 Esas, 2021/639 Karar sayılı dosyasında hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanığın istinaf istemi üzerine yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 12.01.2022 tarihli ve 2021/2947 Esas, 2022/22 Karar sayılı kararıyla bu kez; "5237 sayılı TCK'nın 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen TCK'nın 142/2-h, 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli, 2021/35 E., 2021/473 K. sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanmasından," bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararlarında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan kararlara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 26.04.2021 tarihli ve 2020/1006 Esas, 2021/1056 Karar sayılı kararı ile bozma kararı üzerine verilen İstanbul 35. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.10.2021 tarihli ve 2021/378 Esas, 2021/639 Karar sayılı kararı ile bu kararın sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine verilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 12.01.2022 tarihli ve 2021/2947 Esas, 2022/22 Karar sayılı kararı ile bozma kararı üzerine verilen İstanbul 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.05.2022 tarihli ve 2022/99 Esas, 2022/300 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.