Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2023/23174 E. , 2025/23963 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2610 E., 2022/3145 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verile
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2023/23174 E. , 2025/23963 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2610 E., 2022/3145 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanığın temyiz isteminin "üzerine atılı suçu işlemediğine, katılan ile aralarında husumet bulunduğuna, yapılacak inceleme sonucu suçsuzluğunun ortaya çıkacağına, mahkemede kendisi savunamadığına"; sanık müdafiinin temyiz isteminin "müvekkilinin hayvan ticareti ile uğraştığına, katılan ile ahırları karşılıklı olup olay tarihinde çobanının yönlendirmesiyle almış olduğu koyunları satmak üzere kamyonetine yükleyip, Çorlu'da yaşayan N.A.'ya götürüp sattığına, koyunları kamyonete yükleme esnasında müvekkilinin ifadesinde de belirttiği üzere alkollü olup, çobanının yönlendirmesiyle hareket ettiğine, ahırlar birbirine yakın olduğundan hayvanların karıştırıldığına, müvekkilinin katılanın zararını giderdiğine, müvekkilinin söz konusu fiili, karşı tarafın malvarlığına zarar verip kendisine yarar sağlamak amacı güderek işlemediğine, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmadığına ve cezasında kanunda belirtildiği şekilde ceza indirimi yapılmadığına" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Kırklareli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.01.2022 tarihli ve 2021/294 Esas, 2022/47 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 05.04.2022 tarihli ve 2022/877 Esas, 2022/848 Karar sayılı kararı ile "Sanık ... hakkında TCK'nın 142/2-g-h, 143, 53. maddeleri uyarınca 7 Yıl 10... Gün Hapis Cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olmasına karşın, sanık ...'na müdafii ataması yapılmadan savunmasının alınmış olduğu; hırsızlığın yapıldığı yerde uzman bilirkişi ile keşif icrası ile hırsızlığın yapıldığı yerin mahalde çalışanların olduğu ve ticari faaliyetin yapıldığı iş yeri niteliğinin bulunup bulunmadığı, bu nitelik yok ise, konut niteliği bulunan bir mahallin dört tarafı çit, duvar, demir tel, doğal engel vs. ile çevrili eklenti alanında kalıp kalmadığının saptandıktan ve çalınan hayvanların bulunduğu yerin kilit altında olup, kilit bertaraf edilmeden ulaşılamayacak bir yer olup olmadığı saptandıktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik tahkikat ile karar yerindeki gibi hükümler kurulmuş olduğu; ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün kanuni sonucu olarak TCK'nın 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak TCK'nın 53/1-b fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 08.10.2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile "b" fıkrasındaki bazı hak ve ehliyetlerin kısıtlanması açısından kısmen iptal edildiği gözetilmeden uygulama yapıldığı "ndan bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, zorunlu müdafiliğe ilişkin bozma nedeninin de hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…Bölge Adliye Mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlâl edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 05.04.2022 tarihli ve 2022/877 Esas, 2022/848 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Kırklareli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.06.2022 tarihli ve 2022/268 Esas, 2022/430 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.