İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2023/25281 Karar: 2024/8270 Tarih: 2024

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/25281 K.2024/8270

2. Ceza Dairesi 2023/25281 E. , 2024/8270 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.10.2023 tarihli ve KYB-2023/103387 sayı

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2023/25281 E. , 2024/8270 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.10.2023 tarihli ve KYB-2023/103387 sayı

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2023/25281 E. , 2024/8270 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.10.2023 tarihli ve KYB-2023/103387 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 193/2. maddesinde yer alan "Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir." şeklindeki ve anılan Kanun'un 195/1. maddesinde yer alan "Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır." şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, 1- Dosya kapsamına göre, yapılan yargılama esnasında Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/06/2015 tarihli talimat duruşmasında sanığın müdafii talebinde bulunması, savunmasını müdafii huzurunda vermek istediğini belirtmesi üzerine anılan mahkemece duruşmanın 18/09/2015 tarihine bırakıldığı hâlde, daha sonrasında sanığın savunması alınmadan evrakın esas mahkemesine iade edildiği, anılan suçtan dolayı sanığın savunması alınmadan mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde, 2- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesinde yer alan, ''(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (…)(1) suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. (2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.'' şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, somut olayda katılanın 07/05/2015 tarihli celsede zararının inceleme dışı sanık ...tarafından giderildiğini beyan ettiği, soruşturma aşamasında zararının tamamının karşılandığının anlaşılması karşısında; birlikte işlenen suçlarda sanıklardan birisinin veya birkaçının iade veya tazmin yükümlülüğünü yerine getirmesi hâlinde, diğer suç ortaklarının bu yerine getirmeye karşı çıkmadıkları takdirde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanacakları hususu dikkate alınarak ve sanık ...'ın etkin pişmanlığa açıkça karşı çıkmadığı anlaşılmakla, sanık ... hakkında da hırsızlık suçundan hüküm kurulurken tayin olunan ceza üzerinden 5237 sayılı Kanun'un 168 /1. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiği gözetilmeden “Katılanın zararını karşılamadığı anlaşıldığından...” şeklindeki yerinde olmayan gerekçeyle sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 193/2. maddesinde yer alan "Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir." şeklindeki ve anılan Kanun'un 195/1. maddesinde yer alan "Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır." şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, 1.Dosya kapsamına göre, yapılan yargılama esnasında Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.06.2015 tarihli talimat duruşmasında hükümlünün müdafii talebinde bulunması, savunmasını müdafii huzurunda vermek istediğini belirtmesi üzerine anılan mahkemece duruşmanın 18.09.2015 tarihine bırakıldığı hâlde, daha sonrasında savunması alınmadan evrakın esas mahkemesine iade edildiği, anılan suçtan dolayı hükümlünün savunması alınmadan mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi, 2. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesinde yer alan, ''(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (…)(1) suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. (2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.'' şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, somut olayda katılanın 07.05.2015 tarihli celsede zararının inceleme dışı sanık ...tarafından giderildiğini beyan ettiği, soruşturma aşamasında zararının tamamının karşılandığının anlaşılması karşısında; birlikte işlenen suçlarda sanıklardan birisinin veya birkaçının iade veya tazmin yükümlülüğünü yerine getirmesi hâlinde, diğer suç ortaklarının bu yerine getirmeye karşı çıkmadıkları takdirde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanacakları hususu dikkate alınarak ve hükümlü ...'ın etkin pişmanlığa açıkça karşı çıkmadığı anlaşılmakla, hükümlü ... hakkında da hırsızlık suçundan hüküm kurulurken tayin olunan ceza üzerinden 5237 sayılı Kanun'un 168/1. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiği gözetilmeden “Katılanın zararını karşılamadığı anlaşıldığından...” şeklindeki yerinde olmayan gerekçeyle hükümlü hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Kızılcahamam Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli ve 2015/138 Esas, 2016/144 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla