İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2023/25667 Karar: 2025/24616 Tarih: 2025

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/25667 K.2025/24616

2. Ceza Dairesi 2023/25667 E. , 2025/24616 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/48 E., 2023/1499 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, temyiz isteminin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ek kararın onanması, onama İlk Derece M

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2023/25667 E. , 2025/24616 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/48 E., 2023/1499 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, temyiz isteminin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ek kararın onanması, onama İlk Derece M

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2023/25667 E. , 2025/24616 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/48 E., 2023/1499 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, temyiz isteminin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ek kararın onanması, onama İlk Derece Mahkemesince hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin ''atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, maddi manevi unsurların oluşmamasına rağmen atılı suçlardan ayrı ayrı yerel mahkemece hüküm kurulduğuna, sanık hakkında hak yoksunluklarına karar verildiğine, atılı suçları kabul anlamına gelmemekle birlikte fazla tayin edildiğine, içtima hükümlerinin uygulanmadığına, eksik değerlendirme ve yanılgılı karar verilerek fazla cezaya hükmolunduğuna ve sanığın atılı suçlardan beraatine karar verilmesini aksi halde lehine olan hükümlerin uygulanmasını talep ettiklerine'' sanığın temyiz isteminin, ''atılı suçun kendisi tarafından işlenmediğine, olay yerinde parmak izi ve herhangi bir görüntüsünün bulunmadığına ve atılı suçlardan beraatine karar verilmesini talep ettiğine'' yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Kırklareli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.02.2022 tarihli ve 2021/228 Esas ve 2022/125 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanığın istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 19.09.2022 tarihli ve 2022/1086 Esas, 2022/2027 Karar sayılı kararı ile “CMK.nın 150/1. maddesi gereğince sanığın savunmasının zorunlu müdafii katılımı olmaksızın alınmış olması nedeniyle alınan savunmasının yöntemince elde edilmiş hukuka uygun delil olmaması nedeniyle CMK.nın 289/1-i maddesindeki kesin hukuka aykırılık sebebini oluşturduğu, kesin hukuka aykırılık sebeplerinin ise bozma müeyyidesine tabi olduğu ve sanıklardan Ahmet Can'ın kovuşturma evresinde üzerine atılı suçları açıkça kabul edip zararı karşılamak istediğini beyanla, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma iradesini ortaya koymuş olmasına göre, şikayetçinin suçtan doğrudan doğruya oluşan gerçek zararları tespit olunup bu zarar ve zararı ödeyeceği merci şikayetçiye bildirilerek ve makul bir süre verilerek sanığa etkin pişmanlık hükümlerinden istifade etme imkanı tanınarak hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik tahkikat ile karar yerindeki gibi hüküm kurulduğundan'' bahisle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, zorunlu müdafii katılımı olmaksızın savunmasının alındığına ilişkin bozma nedeninin ise hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…Bölge Adliye Mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden İlk Derece Mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 19.09.2022 tarihli ve 2022/1086 Esas, 2022/2027 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Kırklareli 4.Asliye Ceza Mahkemesinin 21.11.2022 tarihli ve 2022/502 Esas, 2022/685 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından verilen hükümlere yönelik temyiz isteminin reddine yönelik 17.05.2023 tarihli ek karar kaldırılarak yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla