İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2024/12672 Karar: 2024/17139 Tarih: 2024

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2024/12672 K.2024/17139

2. Ceza Dairesi 2024/12672 E. , 2024/17139 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/99 E., 2020/521 K. ŞİKAYETÇİLER : ...,...,... SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK : ... SUÇ : Hırsızlık SUÇLARIN TARİHİ : 21.10.2009, 16.10.2009, 19.10.2009 İNCELEME KONUSU KARARLAR : Mahkûm

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2024/12672 E. , 2024/17139 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/99 E., 2020/521 K. ŞİKAYETÇİLER : ...,...,... SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK : ... SUÇ : Hırsızlık SUÇLARIN TARİHİ : 21.10.2009, 16.10.2009, 19.10.2009 İNCELEME KONUSU KARARLAR : Mahkûm

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2024/12672 E. , 2024/17139 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/99 E., 2020/521 K. ŞİKAYETÇİLER : ...,...,... SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK : ... SUÇ : Hırsızlık SUÇLARIN TARİHİ : 21.10.2009, 16.10.2009, 19.10.2009 İNCELEME KONUSU KARARLAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.09.2024 tarihli ve KYB-2024/95121 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, 1- Kayden 24/09/1996 doğumlu olan ve suçun işlendiği 16/10/2009 tarihinde 12-15 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında yapılan yargılama sonucunda, suça sürüklenen çocuğun müşteki...'e yönelik eylemi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 142/1-e maddesi uyarınca mahkumiyetine ilişkin karar verilmiş ise de, suça sürüklenen çocuğa yüklenen suç için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un 66/1-e, 66/2 ve 67/4. maddeleri uyarınca olağanüstü dava zamanaşımının 6 yıl, olağan zamanaşımı süresinin 4 yıl olacağı nazara alındığında, kovuşturma aşamasında suça sürüklenen çocuğun savunmasının alındığı 25/11/2010 tarihinde son kez kesilmesi sebebiyle yeniden işlemeye başlayan zamanaşımı süresinin, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 02/12/2010 tarihi ile yeniden suç işlendiği 05/09/2013 tarihleri arasında 2 yıl 9 ay 3 gün durmasını müteakip, kaldığı yerden yeniden işlemeye başladığı, bu haliyle suçun işlendiği 16/09/2010 tarihinde işlemeye başlayan 6 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin 17/09/2020 olan hükmün açıklanması tarihine kadar dolduğu gözetilmeden, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde, 2-Adlî sicil kaydına göre, suç tarihinden önce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmayan ve suç tarihinde 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan 6 ay, 4 ay ve 4 ay 15 gün kısa süreli hapis cezalarının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesindeki “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” hükmü uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde, 3-Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20. ve 21. maddeleri ile 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca, fiilllerin işlendiği sırada 12-15 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuğun işlediği fiillerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiillerle ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, sosyal yönden inceleme yaptırılmasının gerekli olduğu hâlde, Mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulmasında, 4-Şikâyetçi...'ın motosikletinin suça sürüklenen tarafından çalındığı ancak suça sürüklenen çocuğun beyanlarında bu motosikleti nasıl çaldığını söylemediği, şikâyetçinin de bu hususa ilişkin bir anlatımının olmadığı, 20/10/2019 tarihli olay yeri inceleme raporuna göre motosikletin plakasız, dikiz aynası ve ön panel gösterge camının kırılmış olduğu ve başkaca da bir hasar olmadığının belirtildiği, 16/10/2019 tarihli CD İzleme tutanağına göre de; suça sürüklenen çocuğun motosikleti çalıştırmak için uğraştığı ancak çalıştıramayınca itekleyerek götürdüğünün belirtilmesi karşısında; suça konu motosikletin nasıl çalındığına ilişkin suça sürüklenen çocuk ve şikayetçi dinlenerek, sonucuna göre suç vasfının tespit edilmesi gerekirken yazılı şekilde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-d maddesinden hüküm kurulmasında, 5-20/10/2019 tarihli tutanağa göre şikâyetçi...'a ait motosikletin 20/10/2009 tarihinde saat 14.00 sıralarında plakası olmadığı hâlde polis tarafından bulunduğu, suça konu motosikletin bulunmasında suça sürüklenen çocuğun bir katkısının olmadığı, ayrıca hasarlı hâlde bulunan motosikletin hasarının da suça sürüklenen çocuk tarafından karşılanmamasına rağmen 5237 sayılı Kanun'un 168/1. maddesinin uygulanmasına karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309/4. maddesinin (d) bendinin; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir. 2. Suça sürüklenen çocuğun şikâyetçi...'e yönelik yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 142/1-e maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e, 66/2 maddeleri gereği 4 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 3. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin sekizinci fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hâlinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesinde denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi hâlinde mahkemece hükmün açıklanacağı düzenlenmiş olup, duran zamanaşımının, denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı, dosya kapsamına göre suça sürüklenen çocuk bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 03.12.2010 tarihi itibarıyla duran zamanaşımının kesinleşen sonraki mahkûmiyete konu suçun işlendiği 05.09.2013 günü yeniden işlemeye başladığı belirlenmiştir. 4. Suça sürüklenen çocuğun sorgu tarihi olan 25.11.2010 ile mahkûmiyet karar tarihi olan 17.09.2020 tarihi arasında 4 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğunun belirlenmesi nedeniyle kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla şikâyetçi...'e yönelik eylem için mahkûmiyet hükmü kurulması, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. 5. Adlî sicil kaydına göre, suç tarihinden önce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmayan ve suç tarihinde 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan 6 ay ve 4 ay 15 gün kısa süreli hapis cezalarının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesindeki “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” hükmü uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 6. Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20. ve 21. maddeleri ile 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca, fiilllerin işlendiği sırada 12-15 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuğun işlediği fiillerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiillerle ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, sosyal yönden inceleme yaptırılmasının gerekli olduğu hâlde, Mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması, 7. Şikâyetçi...'ın motosikletinin suça sürüklenen çocuk tarafından çalındığı ancak suça sürüklenen çocuğun savunmasında bu motosikleti nasıl çaldığını söylemediği, şikâyetçinin de bu hususa ilişkin bir anlatımının olmadığı, 20.10.2019 tarihli olay yeri inceleme raporuna göre motosikletin plakasız, dikiz aynası ve ön panel gösterge camının kırılmış olduğu ve başkaca da bir hasar olmadığının belirtildiği, 16.10.2019 tarihli CD İzleme tutanağına göre de; suça sürüklenen çocuğun motosikleti çalıştırmak için uğraştığı ancak çalıştıramayınca itekleyerek götürdüğünün belirtilmesi karşısında; suça konu motosikletin nasıl çalındığına ilişkin suça sürüklenen çocuk ve şikâyetçi dinlenerek, sonucuna göre suç vasfının tespit edilmesi gerekirken 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-d maddesinden hüküm kurulması, 8. 20.10.2019 tarihli tutanağa göre şikâyetçi...'a ait motosikletin 20.10.2009 tarihinde saat 14.00 sıralarında plakası olmadığı hâlde polis tarafından bulunduğu, suça konu motosikletin bulunmasında suça sürüklenen çocuğun bir katkısının olmadığı, ayrıca hasarlı hâlde bulunan motosikletin hasarının da suça sürüklenen çocuk tarafından karşılanmamasına rağmen 5237 sayılı Kanun'un 168/1. maddesinin uygulanmasına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının (1) numaralı kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Silivri 1. Asliye Ceza Mahkemesinin,17.09.2020 tarihli ve 2020/99 Esas, 2020/521 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bozma nedeninin suça sürüklenen çocuğun cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden, suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, DÜŞÜRÜLMESİNE, 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının (2), (3), (4) ve (5) numaralı kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Silivri 1. Asliye Ceza Mahkemesinin,17.09.2020 tarihli ve 2020/99 Esas, 2020/521 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği aleyhe sonuç doğurmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla