Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2024/1822 E. , 2026/5761 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2125 E., 2023/2828 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye M
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2024/1822 E. , 2026/5761 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2125 E., 2023/2828 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ...'nun temyiz isteminin, sanığın ceza verilmesine neden olan yargılama konusu olay ile hiçbir ilgi ve alakasının olmadığına, cezalandırma kararının kaldırılması gerektiğine, sanık ... müdafiinin temyiz isteminin ise, sanığın cezalandırma kararının ceza hukukunun en temel ilkelerine aykırı olduğuna, çelişen hükmün kaldırılması gerektiğine, cezalandırma hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Akyurt Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.05.2019 tarihli ve 2018/275 Esas, 2019/184 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik o yer Cumhuriyet savsıcı ve sanıkların istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 05.03.2021 tarihli ve 2019/3128 Esas, 2021/437 Karar sayılı kararı ile “Sanık ...'e isnat olunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçu için ön görülen ceza süresinin asgari haddinin 5 yıl olduğu ve sanığın en azından sorgusunun bizzat huzurda yapılmasının gerektiği ve yasal istisnaların da bulunmadığı gözetilmeksizin, sorgusu için duruşmada kanunen hazır bulunması gereken kişilerden olan sanığın huzurda veya SEGBİS aracılığıyla sorgusu yapılmaksızın hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle, 5271 sayılı Kanun'un 196/2 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması, Kabule göre de; suçun teşebbüs aşamasında kaldığı, 20-30 TL değerindeki kapı kolu ve 400 TL değerindeki halının çalınmak amacıyla hazır hale getirildiği ancak kolluk görevlilerinin gelmesi üzerine çalınmak istenen eşyaların binadan dışarı çıkarılamadığı buna göre yasal şartları olmadığı halde sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 145. maddesinin uygulanarak eksik ceza verilmesi, sanıklar ... ve ... hakkında yalan beyan suçundan açılan kamu davasında, suçun yasal unsurları oluşmadığından sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi yerine eylemin 5237 sayılı Kanun'un 283. maddesindeki suçu oluşturduğundan bahisle ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, sanık ...'nun tekerrüre esas olduğu belirtilerek 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin uygulamasına esas alınan ilamın mala zarar verme suçundan doğrudan verilen 2.400 TL adli para cezasına ilişkin kesin nitelikte hüküm olması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 272/3-c. maddesine göre söz konusu ilamın tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi, sanık ...'in kimlik bilgilerini kullandığı anlaşılan ...'ın müşteki sıfatı ile dinlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi" nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “...bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 05.03.2021 tarihli ve 2019/3128 Esas, 2021/437 Karar kararı ile bozma üzerine verilen Akyurt Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2023 tarihli ve 2021/381 Esas, 2023/297 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafii ve sanık ...'nun temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Hirsizlik sucuna iliskin dosyada Ankara Bolge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi, ilk derece mahkumiyet hukmunu durusma acmaksizin dosya uzerinden cesitli gerekcelerle (huzurda sorgu yapilmamasi, TCK 145 uygulamasi, tekerrur, magdur sifatiyla dinleme vb.) bozmus, bu bozma uzerine ilk derece mahkemesi yeniden hukum kurmustur. Saniklarin temyizi uzerine Yargitay, bolge adliye mahkemesinin bozma yetkisinin sinirini denetlemistir.
Hukuki İlke: Karar, 5271 sayili CMK'nin 280. maddesinin birinci fikrasinin (e) ve (f) bentlerinde bolge adliye mahkemelerinin durusma acmaksizin bozma verebilecegi hallerin sinirli olarak sayildigi; bu haller disindaki bozma kararlarinin ve bunlara istinaden ilk derece mahkemesince kurulan hukumlerin gorevsiz mahkemece verilmis sayilarak hukuki degerden yoksun oldugu ilkesini uygulamistir. Bu haller disinda CMK'nin 280/1-g maddesi uyarinca durusma acilip taraflar cagrilarak 280/2 uyarinca yeniden hukum kurulmasi gerektigi belirtilmis; karar, Yargitay Ceza Genel Kurulu'nun 30.04.2025 tarihli 2024/6-490 E., 2025/197 K. sayili karari ile Anayasa Mahkemesi'nin 2023/33667 sayili karari ve Anayasa'nin 36. maddesine dayandirilarak CMK 302/2 geregi bozmaya hukmedilmistir.
Uygulama Sonucu: Diger yonleri incelenmeksizin hukumlerin bozulmasi.
Dava Strateji Notu: Bolge adliye mahkemesinin CMK 280/1-(e)/(f) disinda bir nedenle (orn. sorgu eksikligi, teselsul, tekerrur degerlendirmesi) dosya uzerinden bozma vermesi basli basina bir bozma sebebidir; savunma, bu usuli aykirilikla malul kararlarin hukumsuzlugunu ileri surerek esasa girmeden lehe sonuc alabilir.