KÜNYE
2. Ceza Dairesi 2024/387 E., 2024/10578 K.
- Karar tarihi
- 1 Temmuz 2024
- Konu
- Ceza Hukuku
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/53 E., 2022/623 K
- Suç
- Hırsızlık İNCELEME KONUSU
- Karar
- Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
- Tebliğname görüşü
- İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet
Karar Detayı
505 kelime·3 dk okuma·2 bölüm
Başsavcılığının 19.12.2023 tarihli ve KYB-2023/125384 sayılı kanun yararına bozma isteminin.
"5237 sayılı Kanunu’nun 141/1. maddesinde yer alan “Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.” şeklindeki, Anılan Kanun’un 142/2-h. maddesinde yer alan “Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında, İşlenmesi hâlinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” şeklindeki, Aynı Kanun’un 155/1. maddesinde yer alan “Başkasına ait olup da,
muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.” şeklindeki düzenlemeler ile, Yargıtay
22. Ceza Dairesinin 27/04/2016 tarihli ve 2015/11959 esas, 2016/6826 karar sayılı ilâmında yer alan “katılana ait evde kiracı olarak oturan sanığın evi tahliyesi sırasında dört adet iç kapı kolu ve kilidi, banyo dolap kulpları, banyo bataryaları, sekiz adet kalorifer peteği, klozet ve vestiyeri sökerek götürdüğünün anlaşılması karşısında;
ev sahibi olan katılan tarafından kullanılmak ve tahliye sırasında iade edilmek üzere kendisine bırakılan evin demirbaşı niteliğindeki eşyaları kiracı olan sanığın evi boşaltırken alıp götürmesi şeklindeki eyleminin güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek hakkında hırsızlık suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,…” şeklindeki açıklamalar göz önüne alındığında, Somut olayda, mahkemece müştekinin sanığın kiracı olarak oturduğu evi 21/05/2020 tarihinde satın aldığı,
daha sonrasında müştekinin sanığa karşı icra takibi başlattığı, haciz sırasında evin demirbaşı olan ankastre seti ile kombinin sanık tarafından sökülüp alındığının kabul edildiği olayda yukarıda zikredilen Yargıtay ilâmı ışığında bina içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık suçunun değil güveni kötüye kullanma suçunun unsurlarının oluştuğu gözetilmeden suç vasfında yanılarak yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Sanığın suça konu taşınmazda kiracı olarak ikamet ettiği sırada, bahse konu taşınmazın 21.05.2020 tarihinde katılan tarafından satın alındığı, katılanın sanık hakkında kira parasını ödememesi üzerine icra takibi başlattığı, 28.10.2020 tarihli haciz tutanağında, evin boş ve hacze kabil malın bulunmadığının tespit edildiği, evin boş haliyle fotoğraflarının olduğu, kombinin olması gereken yerde boruların olduğu ancak kombinin yerinde olmadığının, mutfakta üçlü ankastre setinin yerinin de boş olduğunun görüldüğünün belirtildiği somut olayda;
sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155/1. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden sanık hakkında aynı Kanun'un 142/2-h maddesi ile uygulama yapılması hukuka aykırı bulunmuştur.