İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2025/12189 Karar: 2025/24041 Tarih: 2025

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2025/12189 K.2025/24041

2. Ceza Dairesi 2025/12189 E. , 2025/24041 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/565 E., 2025/1577 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2025/12189 E. , 2025/24041 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/565 E., 2025/1577 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2025/12189 E. , 2025/24041 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/565 E., 2025/1577 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin "sanığın suçu işlemediğine, şüphe bulunduğuna, olayın tam aydınlatılmadığına, kamera görüntülerindekinin sanık olmadığına, cezanın alt sınırdan verilmediğine, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dairemizin 01.10.2024 tarihli ve 2021/19309 Esas. 2024/13343 Karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, sanığın şikâyetçinin aracını düz kontak yaparak 20 metre ileriye kadar götürdüğü; ancak daha fazla götüremeyince aracı orada bırakıp, aracın içindeki teyp ve ses sistemini aldığı olayda, sanığın aracı çalma iradesi sebebi ile sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı, teşebbüs aşamasında kalan eylemlerde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanamayacağı anlaşıldığından Tebliğnamedeki bozma isteyen düşüncelere iştirak edilmemiştir. Sanık hakkında kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye aykırı olarak ONANMASINA, dava dosyasının 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Çorum 4. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 01.10.2024 tarihli Bozma kararımızda özet netice olarak "Sanığın şikâyetçinin aracını düz kontak yaparak 20 metre ileriye kadar götürdüğü, ancak daha fazla götüremeyince aracı orada bırakıp, aracın içindeki teyp ve ses sistemini aldığı olayda sanığın aracı çalma iradesi sebebi ile sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 142/2-h, 35. maddeleri gereğince hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, .... nedeniyle bozma kararı verilmiştir. Bunun üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 142/2-h, 143/1, 35/1, 62/1, 53. maddaleri gereğince "3 yıl 9 ay hapis cezası ve hak yoksunluğu cezası verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Tebliğnamede "Bozma" kararımız yok sayılarak: 1-"Teşebbüs hükümlerinin uygulanması", 2-"Kovuşturmu aşamasında mağdurun zararının giderildiği anlaşılması karşısında; sanık hakkında TCK'nın 168/2. maddesi uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle .... Bozma Talep... edilmiştir." Dairemizce Bozma kararına uyulması nedeniyle Onama kararı verilmiştir. Sayın çoğunluğun düşüncelerine temelde kabul etmekle birlikte aşağıdaki mülahazalarla Bozma kararı verilmesi gerektiği kanaatindeyim. TCK'nın 61. maddesinde "cezanın belirlenmesi" düzenlenmiştir. 61. madde cezanın belirlenmesinin temel ilkelerini belirlemiş, hatta 13.12. 39/25-28 sayılı İç. Bir. Kararı ile "Seneden aşağı olmak üzere hükmedilen cezaya içtima sebebiyle zam yapılmak icap ettiği takdirde sonuç cezanın seneyi aşsa bile ay olarak ifade edilmesi gerekir " diyerek "5 güne" "360- 365" dikkat çekmekte nerede ise 4 yılda bir, 28-29 Şubat hesabı dahi yapılacak titizlikle cezanın miktarına dikkat çekilmektedir. Yani takdir - teşdit yapılır iken nasıl titiz davranılacağı matematik - aritmetik hesabın nasıl yapılacağının ilkeleri belirlenmektedir. Dosyamıza gelecek olursak; Dairemiz tarafından eylemin vasfı belirlendiğinde 142/2-h ve 35/1 belirlenmesi yapılmış Samsun Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya uyularak "142/2-h, 143/1, 35/1, 62/1, 53. maddeler esas alınarak "3 yıl 9 ay" hapis cezası verilmiştir. Ceza 61. maddeye göre belirlenirken 142/2-h'den teşdiden 6 yıl, 143/1 1/2 arttırım yapılarak 1 yıl, 35/1. maddeden 1/2 4 yıl 6 ay, 62. maddeden 1/6 indirim ile 3 yıl 9 ay hapis cezası uygulanmıştır. 61. madde sıralamada sıkıntı bulunmamaktadır. Lakin "takdir" ve teşditlerde hata bulunmaktadır. Nasıl? Şöyle izah edeyim, eylem 142/1-e, 143, 168, 62 kabul edilse idi; etkin pişmanlık uygulanmış olsa idi netice olarak 1 yıl 10... gün ceza verilecekti. Dairemiz kabulü ve benim kabulüm 142/2-h, 143, 35, 62. maddeleri uygulandığında 3 yıl 9 ay hapis cezası verilmiştir. Oysa burada verilecek ceza belirlenir iken kovuşturma aşamasından meydana gelen etkin pişmanlık, takdir - teştitten alt sınır 35. maddede 1/4, 3/4'e kadar takdir - teştit ilkeleri dikkate alındığında çok daha az ceza verilebilecektir. Örnekle izah edecek olursak: 1-142/2-h 5 yıl (alt sınır) 2- 143/1 1/2 7 ay 6 ay 3- 35 1/2'den 3/4 indirim 1 yıl 10... gün 4- 62. maddesi ile 1/6 = 1 yıl 6 ay 23 gün bulunacak idi. Bu durumda 1 yıl 10... gün daha az bir miktara erişilecekti. 13.12. 1939/25-28 sayılı İç. Bir. Kararda 5 güne dikkat çekilir iken bu gün biz 1 yıl 10... günü görmezden mi geleceğiz. Yani hulasa-i kelam lafı sözü fazla uzatmadan şu hususa dikkat çekmek istiyorum Adaletin terazisi çok hassastır. Bu nedenle "adalet" terazisinin bir kefesinde tonlar diğer kefesinde tonlarca ağırlık var iken, eşit iken bir gram fark terazinin birisini tepeye diğerini de yerin dibine indirir. Bu durumda terazinin kefesine dikkat etmek zorundayız ve kefeye bir gram ağırlığı koyamayız. 1939 yılındaki Üstadlarımızın gösterdiği "saat" hassasiyetini yıl, ay ve günde göstermeli ve 61. Maddede açıklanan takdir yetkisine karışmalıyız. Takdirde yapılan vahim hatayı düzeltmeliyiz düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun kararına iştirak etmek mümkün olmamış bu nedenle muhalefet şerhi yazmak zorunluluğu doğmuştur. Yukarıda belirttiğim düşüncelerle 61. maddenin yanlış uygulanmasına dairemizin müdahil olması gerektiği kanaati ile sayın çoğunluğun görüşlerine saygı duyarak katılamıyorum.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla