Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2025/13152 E. , 2025/19561 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/267 E., 2016/586 K. SUÇ : Hırsızlık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.10.2025 tarihli ve KYB-2025/1061
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2025/13152 E. , 2025/19561 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/267 E., 2016/586 K. SUÇ : Hırsızlık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.10.2025 tarihli ve KYB-2025/106125 sayılı kanun yararına bozma isteminin; Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.06.2022 tarihli ve 2019/13-97 esas, 2022/437 karar sayılı ilamında yer alan, "... Sanık ...’in, 07.03.2012 tarihinde katılan ...’un kasiyer olarak çalıştığı markete geldiği, saat 09.17 sıralarında kasaya yöneldiği, 5,75 TL değerindeki zeytinyağını kasaya bırakarak nakit 200 TL’yi katılana uzattığı, katılanın 194 TL’yi küsuratı ile birlikte sanığa verdiği, bu esnada sanığın “Ben sana ayrı ayrı para vereceğim. Bu 200 TL’yi iki tane 100 TL yap.” dediği, bunun üzerine katılanın, sanığın ilk vermiş olduğu 200 TL’yi geri verdiği, sanığın ise 194 TL para üstünü elinde tutmaya devam ettiği, dikkati dağılan katılanın sanık tarafından kendisine ayrıca 200 TL verilmediği hâlde fazladan 100 TL’yi sanığa verdiği, devamında sanığın, katılandan aldığı 100 TL, alışveriş nedeniyle para üzeri olarak verilen 194 TL ve zeytinyağı ile birlikte iş yerinden ayrıldığı olayda; Sanığın, basit bir yalanı aşan, başından beri katılanın iradesini fesada uğratma amacıyla ısrarlı ve kararlı bir şekilde devam eden bir kaç kez para uzatıp geri almak suretiyle katılanı yanıltacak ve kandıracak yoğunluktaki ustaca planlayıp sergilediği hileli davranışları sonucunda, katılanın rızasıyla kendisine 294 TL vermesini sağlayarak haksız menfaat sağlaması şeklindeki eyleminin, hırsızlık suçunu değil 5237 sayılı TCK'nın 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun kabulünde zorunluluk bulunmaktadır..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, 1-Sanığın müştekinin kasiyer olarak çalıştığı markete gelerek alışveriş yaptığı, ödeme esnasında müştekiye 100 Türk lirası para verdiği, müştekinin bozuk para olup olmadığını sorması üzerine sanığın 2 Türk lirası bozuk parayı müştekiye verdiği, müştekinin de sanığın verdiği 100 Türk lirası parayı sanığa iade ettiği, sanığın bu arada müştekinin dikkatini dağıtmak için sürekli konuştuğu, konuşma esnasında sanığın müştekinin dikkatinin dağılmasından yararlanarak 100 Türk lirasının kalanını istediği, müştekinin sanığın 100 Türk lirası parayı geri aldığını unutarak 98 Türk lirası tutarında tekrar ödeme yaptığı, sanığın dışarı çıktığı esnada müştekinin sanığa fazla ödediğine dair tereddüte düştüğü ve sanığın arkasından seslenerek kendisine 100 Türk lirası tutarında para vermediğini, fazladan ödeme yaptığını söylediğinde sanığın 100 Türk lirası para verdiğinde ısrar ettiği, müştekinin kasadaki parayı kontrol edeceğini söylediğinde sanığın acele işi olduğunu belirterek müştekiye kendisine ait olduğunu söylediği telefon numarasını verdiği, müştekinin kasadaki parayı saydığında fazla ödeme yaptığını anlayınca sanığın verdiği telefon numarasından sanığı aradığı ancak farklı kişiye ait telefon numarası olduğunu öğrendiği olayda, sanığın katılanı yanıltacak ve kandıracak yoğunluktaki ustaca planlayıp sergiledikleri hileli davranışları sonucunda katılanın rızasıyla kendisine para vermesini sağlayarak haksız menfaat sağlaması şeklindeki eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, aynı Kanun'un 142/2-h maddesi uyarınca cezalandırılması suretiyle fazla ceza tayin edilmesinde, 2-Diğer yandan 02.12.2016 Tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve bu maddeye eklenen fıkraya göre 5237 sayılı Kanun'un 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 254/1. maddesindeki “Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken, uzlaştırma işlemi yapılmadan karar verilmesinde," isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 2 No.lu kanun yararına bozma istemi yönünden Her ne kadar hükümlünün eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfının belirlenmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h maddesi gereği hüküm kurulduğu anlaşılmış ve 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesi ile yeniden düzenlenen uzlaştırma hükümleri uyarınca hükümlünün eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 157/1. maddesinde düzenlenen suçun uzlaşma kapsamına alındığından bahisle uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre hükümlünün hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmediği belirtilerek 05.10.2016 tarihli hükmün bu yönden de kanun yararına bozulması talep edilmiş ise de; kanun yararına bozmaya konu edilebilecek hukuka aykırılıklar, hüküm tarihi itibarıyla mevcut olan hukuka aykırılıklar olabileceğinden ve buna göre incelemeye konu hükmün verildiği 05.10.2016 tarihi itibarıyla suç vasfı doğru olarak belirlenseydi dahi hüküm tarihinden sonra yapılan yasal değişiklik ile uzlaşma kapsamına alınan suç için uzlaştırma işlemlerinin yapılmasına yasal olarak imkân bulunmayıp, bu bağlamda hüküm tarihinden sonraki yasa değişikliğine dayanılarak kanun yararına bozma yoluna başvurma olanağı bulunmadığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. 2. 1 No.lu kanun yararına bozma istemi yönünden Hükümlünün, suç tarihinde gündüz vakti saat 13.30 sıralarında, şikâyetçinin kasiyer olarak çalıştığı markete gelerek alışveriş yaptığı, ödeme esnasında şikâyetçiye 100 TL para verdiği, şikâyetçinin bozuk para olup olmadığını sorması üzerine hükümlünün 2 TL bozuk parayı şikâyetçiye verdiği, şikâyetçinin de hükümlünün verdiği 100 TL parayı hükümlüye iade ettiği, hükümlünün bu arada şikâyetçinin dikkatini dağıtmak için sürekli konuştuğu, konuşma esnasında şikâyetçinin dikkatinin dağılmasından yararlanarak aslında geri almış olduğu 100 TL'yi almamış gibi davranarak şikâyetçiden 100 TL'nin kalanını istediği, şikâyetçinin de hükümlünün 100 TL parayı geri aldığını unutarak 98 TL tutarında parayı para üstü olarak hükümlüye verdiği; hükümlünün marketten dışarıya çıktığı esnada şikâyetçinin hükümlüye fazla ödemede bulunduğu hususunda tereddüte düştüğü ve hükümlünün arkasından seslenerek kendisine 100 TL tutarında para vermediğini, bu durumda kendisinin fazladan ödeme yaptığını söylediğinde, hükümlünün 100 TL'yi verdiğinde ısrar ettiği, bunun üzerine şikâyetçi, kasadaki parayı kontrol edeceğini söyleyince hükümlünün acele işi olduğunu belirterek şikâyetçiye kendisine ait olduğunu söylediği telefon numarasını verdiği, şikâyetçinin kasadaki parayı saydığında fazla ödeme yaptığını anlayıp hükümlünün verdiği telefon numarasından hükümlüyü aradığı, ancak aradığı numaranın farklı kişiye ait telefon numarası olduğunu öğrendiği olayda; hükümlünün, basit bir yalanı aşan, başından beri şikâyetçinin iradesini fesada uğratma amacıyla ısrarlı ve kararlı bir şekilde aslında geri aldığı parayı almadığını beyan etmek suretiyle şikâyetçiyi yanıltacak ve kandıracak yoğunluktaki ustaca planlayıp sergilediği eyleminin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfının belirlenmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h maddesi gereği hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 2 No.lu kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, gerekçe bölümünün 1. bendinde açıklanan nedenle yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 1 No.lu kanun yararına bozma isteminin, gerekçe bölümünün 2. bendinde açıklanan nedenle KABULÜNE, İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.10.2016 tarihli ve 2016/267 Esas, 2016/586 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.