İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2025/14192 Karar: 2026/1902 Tarih: 2026

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2025/14192 K.2026/1902

2. Ceza Dairesi 2025/14192 E. , 2026/1902 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/713 E. 2025/290 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307/3. maddesi gereği temyiz edileb

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2025/14192 E. , 2026/1902 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/713 E. 2025/290 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307/3. maddesi gereği temyiz edileb

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2025/14192 E. , 2026/1902 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/713 E. 2025/290 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307/3. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, aynı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin "alınan viskinin değerinin 750 TL olup günümüz itibariyle yüksek bir değere tekâbül etmediğinden sanık hakkında değer azlığı hükümlerinin tartışılması gerektiğine, sanığın ilk eyleminin gündüz vakti olması, ikinci eylemin ise saat kaçta meydana geldiğine ilişkin net bir tespit bulunmamasına karşın sanık hakkında hatalı olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 143. maddesinin uygulanarak fazla ceza tayini yoluna gidildiğine, sanığın ceza evinde olması nedeniyle zararı gideremediğinden yeniden süre talep edilmesine karşın taraflarına süre verilmediğine, sanığın duruşma sürecinde herhangi bir olumsuz davranışı bulunmamasına karşın geçmiş sabıkasına atıf yapılarak hakkında takdiri indirim uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna" yönelik olduğu belirlenerek; Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 1. Zincirleme suç hükümlerinin uygulanması durumunda, cezanın nasıl belirlenmesi gerektiği; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.05.2013 tarihli ve 2012/13-1543 Esas, 2013/257 Karar sayılı ve 15.03.2016 tarihli ve 2014/847 Esas, 2016/128 Karar sayılı kararlarında, "Bir suçun zincirleme biçimde işlendiğinin kabulü hâlinde, faile her bir suç için ayrı ayrı ceza verilmeyecek, tek bir ceza verilip bu ceza üzerinden TCK'nın 43/1. maddesi gereğince artırım yapılacaktır. Failin işlediği suçlar aynı nitelikte ise, örneğin her biri suçun basit veya nitelikli hâli ise burada ceza bu basit veya nitelikli hâl üzerinden belirlenecektir. Failin işlediği suçlardan bir kısmı suçun basit, bir kısmı da nitelikli hâli ise, nitelikli hâl daha fazla ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hâl ise ceza bunun üzerinden belirlenmeli, ancak nitelikli hâl suçun basit şekline göre daha az ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hâl ise ceza suçun basit şekli üzerinden belirlenmelidir. Suçlardan birinin tamamlanmış, diğerinin teşebbüs aşamasında kalması durumunda, şayet suçlar aynı nitelikte ise, örneğin ikisi de suçun basit şekli ise tamamlanmış suçtan hüküm kurulmalıdır. Tamamlanmış olan eylem suçun basit hâlini, teşebbüs aşamasında kalmış eylem ise suçun nitelikli hâlini oluşturuyorsa, bu durumda her bir suç için ayrı ayrı uygulama yapılarak sonucuna göre hangi suç daha ağır cezayı gerektiriyor ise o suç üzerinden zincirleme suç hükümleri uygulanmalıdır. Bununla birlikte zincirleme suç hükümleri uygulanarak verilecek ceza, teselsülü oluşturan her bir suçun müstakil olarak belirlenen cezalarından az, toplamlarından ise fazla olmamalıdır." şeklinde açıklanmıştır. Tüm dosya içeriğine göre, sanığın, 14.01.2019 tarihinde gündüz vaktinden sayılan 11:00 civarında ... isimli marketten 3 adet viskiyi montunun iç kısmına saklamak suretiyle ücretini ödemeden ayrıldığı, 16.01.2019 tarihinde geceden sayılan saat 20:00 sıralarında yine aynı yere gelip 1 adet viskiyi montunun iç kısmına saklayarak hırsızlık yapmaya çalıştığı esnada fark edilmesi neticesinde yakalandığı somut olayda; birinci hırsızlık eylemi gündüz vakti tamamlanmışsa da ikinci hırsızlık eyleminin gece vakti işlenmeye teşebbüs edilmesi sebebiyle, yukarıda açıklanan şekilde zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında esas alınacak suçun daha fazla cezayı gerektiren hâlinin, her bir suç ile ilgili ayrı ayrı uygulama yapılıp sonuçlarının karşılaştırılarak sonucuna göre daha ağır cezayı gerektiren suç üzerinden zincirleme suç hükümlerinin uygulanması ve zincirleme suç hükümleri uygulanarak verilecek cezanın da teselsülü oluşturan her bir suçun müstakil olarak belirlenen cezalarından az, toplamlarından ise fazla olmaması gerektiği gözetilerek hüküm kurulması gerekirken, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h, 143/1. maddeleri uyarınca belirlenen ceza üzerinden aynı Kanun'un 43/1. maddesi gereğince artırım yapılması suretiyle yazılı şekilde fazla ceza tayini, 2. Dairemizin, 08.01.2024 tarihli ve 2022/10456 Esas, 2024/11 Karar sayılı bozma ilâmı öncesi yürütülen yargılama sonucunda sanığın sonuç olarak 7 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve anılan hüküm aleyhine bir temyiz istemi bulunmadığı gözetilerek; sanık hakkında hüküm kurulurken 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h, 143/1 ve 43/1. maddelerine göre belirlenen 8 yıl 16... gün hapis cezasının, kazanılmış hak gözetilip sonuç olarak 7 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası üzerinden infazının yapılmasına karar verilmesi gerekirken, sanığın yazılı şekilde 7 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi, 3. Önceki hükmün sanık tarafından temyiz edildiğinin anlaşılması karşısında, lehe bozma sonrası yapılan yargılama giderlerinin sanığa yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/4. maddesi uyarınca ... ... 8. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla