İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2025/4016 Karar: 2025/7638 Tarih: 2025

Yargıtay 2. Ceza Dairesi — Kasten Öldürme Kararı (E.2025/4016 K.2025/7638)

2. Ceza Dairesi 2025/4016 E. , 2025/7638 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2024/891 E., 2024/1439 K. SUÇ: Konut dokunulmazlığının ihlâli KARAR : Hüküm verilmesine yer olmadığı KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME G

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2025/4016 E. , 2025/7638 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2024/891 E., 2024/1439 K. SUÇ: Konut dokunulmazlığının ihlâli KARAR : Hüküm verilmesine yer olmadığı KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME G

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2025/4016 E. , 2025/7638 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2024/891 E., 2024/1439 K. SUÇ: Konut dokunulmazlığının ihlâli KARAR : Hüküm verilmesine yer olmadığı KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.03.2025 tarihli ve KYB-2025/27853 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 12/09/2006 tarihli ve 2006/359 esas, 2006/7944 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağı nazara alınarak yapılan incelemede, Dosya kapsamına göre, her ne kadar nitelikli olarak konut dokunulmazlığını ihlal suçundan sanığın mahkumiyetine dair Aksaray 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/10/2008 tarihli ve 2007/76 esas, 2008/615 sayılı kararının, 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklik doğrultusunda uyarlama yapılması talebi üzerine, taraflar arasında uzlaşma sağlandığından bahisle sanık hakkındaki nitelikli olarak konut dokunulmazlığını ihlal suçu yönünden kamu davasının düşürülmesine karar verildiği, kanun yararına bozma talebinde bulunulması üzerine, Aksaray 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/08/2019 tarihli ve 2007/76 esas, 2008/615 sayılı ek kararı sayılı ek kararının bozulduğu, yeniden yapılan yargılama sonucunda, kanun yararına bozma incelemesine konu kararın uzlaşma nedeniyle düşme kararı olduğu, bu nedenle sanık hakkında yeniden yargılama yasağı bulunduğu ve aleyhine karar verilemeyeceğinden bahisle hüküm verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmış ise de, Benzer bir konuyla ilgili olarak Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 25/03/2024 tarihli 2024/3158 esas 2024/4845 sayılı kararında " Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 20.06.2006 tarihli ve 2006/10-124-165, 04.07.2006 gün ve 2006/10-128-177 sayılı kararlarında, kesin hükümde değişiklik yargılaması (uyarlama yargılaması) sonucu verilen hükümler ile tayin olunan cezaların kazanılmış hak oluşturmayacağı, bu hükümler yönünden cezanın aleyhe değiştirme ilkesinin uygulanamayacağı kabul edilmiştir. ...Kesin hükümde değişiklik yargılaması sonucu verilen yeni hükümler, infaz aşamasında ve infaza ilişkin hükümlerden olması nedeniyle "aleyhe sonuç doğurmama ilkesi" bu hükümler yönünden geçerli değildir. Bu itibarla, uyarlama kararlarına karşı hükümlü aleyhine kanun yararına bozma yoluna başvurulması halinde verilen kanun yararına bozma kararı hükümlüler açısından aleyhe sonuç doğurur. Bu durumda, ilgili dairece hükmün kanun yararına bozulmasına karar verilmesi ile yetinilmesi, bozma sonrasında ilk kesinleşmiş hükümdeki cezayı aşmamak koşuluyla daha ağır cezanın hükmü veren ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilmesi gerekmektedir." şeklindeki hükmü nazara alındığında kesin hükümde değişiklik yargılaması sonucu verilen yeni hükümler, infaz aşamasında ve infaza ilişkin hükümlerden olması nedeniyle aleyhe sonuç doğurmama ilkesinin bu hükümler yönünden geçerli olmayacağı, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağı cihetle yargılamaya devamla hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinde* isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun “Zaman bakımından uygulama” başlıklı 7. maddesinde, ceza hukukunun en önemli ilkesi olan, ceza hukuku kurallarının yürürlüğe girdikleri andan itibaren işlenen suçlara uygulanacağına ilişkin, ileriye etkili olma prensibi ile bu ilkenin istisnasını oluşturan, failin lehine olan yasanın geçmişe etkili olması, “geçmişe etkili uygulama” veya “geçmişe yürürlük” ilkesine yer verilmiştir. Bu ilke uyarınca, suçtan sonra yürürlüğe giren ve fail lehine hükümler içeren yasa, hükümde ve infaz aşamasında dikkate alınmalıdır. Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarihli ve 162-173 sayılı kararında belirtildiği üzere, sonradan yürürlüğe giren yasanın suçun unsurlarını değiştirmesi, suça etkili halleri yeniden düzenlemesi, ceza miktarlarını öncekinden farklı alt ve üst sınırlar arasında belirlemesi gibi nedenlerle, önceki suç bakımından doğurduğu sonucun bir mahkeme kararı ile saptanması gerekir. Bu durumda “mahkumiyet hükmünde değişiklik yargılaması” veya kısaca “uyarlama yargılaması” denilebilecek bir yargılama faaliyetine ihtiyaç vardır. Her yargılama faaliyeti gibi bu da bir davanın varlığını gerektirir. “uyarlama yargılaması” infaz yeteneği bulunan bir hükmün, sonradan yürürlüğe giren lehe yasanın hükümlü lehine uygulanmasından ibarettir. Bu belirlemeler ışığında, infaza ilişkin olan bu kararların kazanılmış hak kavramına konu olup olamayacağı sorununa gelince; Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş uygulamalarında, hükümlerde yer alan infaza yönelik uygulamalar ya da infaz aşamasında bu konuda verilen kararlar, kazanılmış hak ilkesinin dışında tutulmuştur. Bu husus 23.09.2003 gün ve 160-216 ve 08.10.2002 gün ve 179-354 sayılı kararlarda vurgulandığı gibi; 24.4.1950 gün ve 324-124 sayılı kararda; “Ceza Muhakemeleri Usulü Yasamızın 403. maddesine göre verilen içtima kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağı, 21.3.1977 gün ve 103-126 sayılı kararda; “infaza ilişkin bulunan hususların kazanılmış hakka konu olamayacağı” belirtilmekte, 28.3.1988 gün ve 40-137 sayılı kararda da: “Yerel Mahkemenin 11.6.1980 gün ve 9-103 sayılı kararında, iki ayrı adam öldürme suçuna ilişkin olarak sanığa verilen cezalardan Türk Ceza Kanununun 59. maddesi ile indirim yapılmış ve re’sen temyiz incelemesine tabi olan bu hüküm yalnız sanık tarafından temyiz edilmiştir. Sanığa bu eylemlerinden dolayı tayin olunan müebbet ağır hapis cezaları Türk Ceza Kanunu'nun “Birinci Kitap”ının “Suç ve Cezaların İçtimaı” başlıklı “Yedinci Bap”ında yer alan 70. maddesiyle içtima ettirilmesi sonucu sanığa “idam” cezası verilmişse de; infaza ilişkin olması nedeniyle, bu maddenin uygulanması suretiyle verilen kararlar, CMUK’un 326/son maddesi kapsamında mütalaa edilemez. Başka bir deyişle, kazanılmış hakka (aleyhe bozma yasağı) konu olamaz.” denilmektedir. Görüldüğü gibi yerleşmiş yargısal kararlarda, infaza ilişkin verilen kararların, “aleyhe sonucu değiştirmeme” ya da “kazanılmış hak” ilkesine konu olamayacağı kabul edilmektedir. Öte yandan aleyhe sonucu değiştirmeme ilkesinin yer aldığı yasal düzenleme incelenirse; Aleyhe sonucu değiştirmeme ilkesi, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 326. maddesinin 4. fıkrasında, “Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291’inci maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tâyin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz” şeklinde düzenlenmiştir. Anılan maddede aleyhe sonucu değiştirmeme ilkesi görüldüğü üzere “sanıklar” yönünden kabul edilmiştir. Sanık ise, hakkında henüz kesinleşmiş bir hüküm bulunmayan kişidir. Halbuki uyarlama yargılaması, hakkında kesinleşmiş ve infaz yeteneği bulunan bir hüküm verilmiş kişiler için söz konusudur. Bu nedenle hükümlüler hakkında aleyhe sonucu değiştirmeme ya da uygulamadaki adıyla kazanılmış hak ilkesinin uygulanması yasal düzenlemeler yönünden de söz konusu olamaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.06.2006 gün ve 2006/10-124-165, 04/072006 gün ve 2006/10-128-177 sayılı kararlarında, kesin hükümde değişiklik yargılaması (uyarlama yargılaması) sonucu verilen hükümler ile tayin olunan cezaların kazanılmış hak oluşturmayacağı, bu hükümler yönünden cezanın aleyhe değiştirme ilkesinin uygulanamayacağı kabul edilmiştir. Kesin hükümde değişiklik yargılaması sonucu verilen yeni hükümler, infaz aşamasında ve infaza ilişkin hükümlerden olması nedeniyle "aleyhe sonuç doğurmama ilkesi" bu hükümler yönünden geçerli değildir. Bu itibarla, uyarlama kararlarına karşı hükümlü aleyhine kanun yararına bozma yoluna başvurulması halinde verilen kanun yararına bozma kararı hükümlüler açısından aleyhe sonuç doğurur. Bu durumda, ilgili dairece hükmün kanun yararına bozulmasına karar verilmesi ile yetinilmesi, bozma sonrasında ilk kesinleşmiş hükümdeki cezayı aşmamak koşuluyla daha ağır cezanın hükmü veren ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilmesi gerekmektedir. Bozma sonrası Yargıtay ilgili dairesinin işin esasına hükmetme hak ve yetkisinin kaldırılması veya daha hafif bir ceza verilmesi ile sınırlı olmasından dolayı, Yargıtay özel dairesinin daha ağır bir cezaya hükmetme yetkisi bulunmamaktadır. (Ceza Yargılaması Hukukunda Kanun Yararına Bozma, A. Aydın Kuyucu, Sayfa 198-199-200) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.01.2017 tarihli ve 2006/4-348 esas -2007/6 karar sayılı kararında: "Mahkûmiyet hükmünde değişiklik yargılaması sonucunda verilen yeni hükümlerin, infaz aşamasında verilen ve infaza ilişkin hükümlerden olması nedeniyle, “aleyhe sonuç doğurmama ilkesi”nin bu hükümler bakımından geçerli olamayacağı gözetilmeden, Özel Dairece, hükmün aleyhe sonuç doğurmamak üzere yasa yararına bozulmasına karar verilmesi de isabetsiz bulunmuştur. " şeklinde tespitte bulunulmuştur. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Hükümlü ... hakkında Aksaray 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.10.2008 tarihli ve 2007/76 Esas, 2008/615 Karar sayılı kararı ile hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-b 143/1 ve 62. maddeleri gereğince 3 yıl 4 ay hapis cezasına ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan ise aynı Kanun'un 116/4 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezasına hükmolunduğu, sanığın bu kararlara yönelik temyiz isteminin, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 19.02.2014 tarihli ve 2011/18387 Esas, 2014/2465 Karar sayılı ilâmıyla, yasal süresinden sonra yapıldığından bahisle reddine karar verilmesi suretiyle anılan hükümlerin kesinleştiği, bilahare hükümlünün 6763 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi ve bu nedenle hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan verilen hükmün kesinleşmesinden sonra hukukî durumunun uzlaşma hükümleri yönünden yeniden değerlendirilmesine yönelik talebinin reddine ilişkin Aksaray 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.05.2018 tarihli ve 2007/76 Esas, 2008/615 Karar sayılı ek kararına yönelik hükümlünün itirazı üzerine Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.07.2018 tarihli ve 2018/1039 D. İş sayılı kararı ile itirazın kabulüne karar verilmesi sonrasında konut dokunulmazlığının ihlâli suçu bakımından dosyanın Uzlaştırma Bürosuna gönderildiği ve tarafların uzlaşması sonucu konut dokunulmazlığının ihlâli suçu yönünden açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 254/2 ve 223/8. maddeleri gereğince düşmesine dair 08.08.2019 tarihinde karar verildiği ve verilen bu karar aleyhine kanun yararına bozma isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 30.10.2023 tarihli ve 2022/4283 Esas, 2023/6090 Karar sayılı ilâmıyla, "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253/3. maddesinin 2. cümlesinde yer alan,“Uzlaşma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmesi hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki hükmün, suç tarihi olan 08.02.2007 tarihinden sonra 26.06.2009 tarihinde yürürlüğe girdiğinden bahisle Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesince konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun uzlaşmaya tabi olduğundan bahisle itirazın kabulüne karar verilmiş ise de, sanığın konut dokunulmazlığının ihlâli suçunu birden fazla kişi ile birlikte işlediği ve bu kapsamda Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.01.2013 tarihli ve 2012/1142 Esas, 2013/17 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un 116/4, 119/1-c. maddeleri kapsamındaki nitelikli konut dokunulmazlığının ihlâli suçu, 5271 sayılı Kanun'un 253/1. fıkrası “b” bendi 4 no’lu alt bendi kapsamı dışında bulunduğundan; sanığın üzerine atılı konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun uzlaşma kapsamında bulunmadığı gözetilerek itiraz merciince itirazın reddine ve devamında Yerel Mahkemece uzlaşmaya tabi olmayan suç nedeniyle düşme kararı verilmemesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının hukuka aykırı bulunması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Aksaray 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.08.2019 tarihli ve 2007/76 Esas, 2008/615 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, KANUN YARARINA BOZULMASINA, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE," karar verilmesinden sonra Mahkemesince 13.09.2024 tarihli karar ile kanun yararına bozma incelemesine konu kararın uzlaşma nedeniyle düşme kararı olduğu, bu nedenle yeniden yargılama yasağı bulunduğu ve hükümlü aleyhine karar verilemeyeceğinden bahisle hüküm verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmış ise de, Dairemizin, benzer bir konuda vermiş olduğu 21.11.2022 tarihli ve 2022/7366 Esas, 2022/19277 Karar sayılı ilâmında da değinildiği üzere mahkûmiyet hükmünde değişiklik yargılaması sonucunda verilen yeni hükümlerin, infaz aşamasında verilen ve infaza ilişkin hükümlerden olması nedeniyle, “aleyhe sonuç doğurmama ilkesinin” bu hükümler bakımından geçerli olamayacağı gözetilmeden ve 5271 sayılı Kanun'un 309/4. maddesindeki bentlerde sayılan hâllerden hiçbirisine girmeyen bu hukuka aykırılık yönünden, Dairemizin 30.10.2023 tarihli kararı ile anılan 08.08.2019 tarihli kararın, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği kanun yararına bozulduğu, buna göre tekrar muhakeme yasağının da söz konusu olmadığı dikkate alınarak, uyarlama talebinin reddine ve 08.10.2008 tarihli kararın aynen infazına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Aksaray 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.09.2024 tarihli ve 2024/891 Esas, 2024/1439 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, itiraz merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla