İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2025/6547 Karar: 2025/14009 Tarih: 2025

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2025/6547 K.2025/14009

2. Ceza Dairesi 2025/6547 E. , 2025/14009 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2008/381 E., 2009/243 K. SUÇLAR: Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.04.2025 tarihli ve KYB-2025

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2025/6547 E. , 2025/14009 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2008/381 E., 2009/243 K. SUÇLAR: Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.04.2025 tarihli ve KYB-2025

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2025/6547 E. , 2025/14009 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2008/381 E., 2009/243 K. SUÇLAR: Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.04.2025 tarihli ve KYB-2025/49344 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, 1-Kayden 28/07/1987 doğumlu olup, suçun işlendiği 05/07/2004 tarihinde 18 yaşını ikmâl etmediği anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan cezalardan, 5237 sayılı Kanun’un 31/3. maddesi gereğince indirim yapılmamış bulunulmasında, 2-5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesinde "(1) Bu Kanun kapsamındaki çocuklar hakkında mahkemeler, çocuk hakimleri veya Cumhuriyet savcılarınca gerektiğinde çocuğun bireysel özelliklerini ve sosyal çevresini gösteren inceleme yaptırılır. Sosyal inceleme raporu, çocuğun, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin mahkeme tarafından takdirinde göz önünde bulundurulur. (2) Derhal tedbir alınmasını gerektiren durumlarda sosyal inceleme daha sonra da yaptırılabilir. (3) Mahkeme veya çocuk hakimi tarafından çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması halinde, gerekçesi kararda gösterilir." hükmü yer almasına rağmen, suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Kanun'un 35/1. maddesine göre sosyal inceleme raporu alınmadan veya aynı maddenin 3. fıkrasına göre bu yönde inceleme yaptırılmamasının gerekçesi de kararda gösterilmeden hüküm kurulmasında, 3-Suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasına, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 26/1. maddesi uyarınca, Çocuk Mahkemesi tarafından bakılması gerektiğinden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 3 ve 5. maddeleri uyarınca görevsizlik kararı verilerek dosyanın Çocuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulmasında, 4-5237 sayılı Kanun’un 53/4. maddesinde yer alan “Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme karşısında, fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında, aynı Kanun’un 53/1. maddesinde belirtilen hak yoksunluklarına hükmedilmesinde, 5-Suça sürüklenen çocuğun 04/07/2004 günü saat 23:00 ile 05/07/2004 günü saat 08:00 arasında müştekinin ikametinin oturma odasının penceresine zarar vermek suretiyle açarak içeriye girdikten sonra içeriden çeşitli eşyaları çalması şeklindeki eylemi yönünden 5237 sayılı Kanun'un 7. ve 5252 sayılı Kanun’un 9. maddeleri dikkate alınmak suretiyle, eylemlere uyan ve suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 765 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun’un ilgili maddelerinin olaya ayrı ayrı uygulanması, her iki yasaya göre verilecek cezaların, denetime olanak sağlayacak şekilde ayrı ayrı saptanıp, sonuç cezaların karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesinde, 6-Müştekinin soruşturma aşamasında alınan ifadesinde, ikametinden hırsızlığın 04/07/2004 günü saat 23:00 ile 05/07/2004 günü saat 08:00 arasında gerçekleştirildiğini beyan etmesi, suça sürüklenen çocuğun ise hırsızlığı sabaha karşı gerçekleştirdiğini savunması karşısında, suç tarihinde gece vaktinin saat 21:44'te başlayıp saat 04:34'te bittiğinin anlaşılması karşısında, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği hırsızlık suçunun suça sürüklenen çocuk lehine gündüz sayılan zaman dilimi içerisinde işlendiğinin kabul edilmesi gerektiği ayrıca hırsızlık suçunun gece vakti işlendiğine dair delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde denetime olanak verecek şekilde açıklanıp tartışılmadan suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 143. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesinde, Konut dokunulmazlığını ihlal etme ve mala zarar verme suçları yönünden yapılan incelemede; Suç tarihinden önce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmayan ve suç tarihinde 18 yaşından küçük olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezalarının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesinde yer alan, “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” şeklindeki hüküm gereğince, anılan maddenin 1. fıkrasındaki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir. ” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 493. maddesinde tanımlanan suçun unsurlarının farklı olması nedeniyle; suça sürüklenen çocuğun 04.07.2004 günü saat 23.00 ile 05.07.2004 günü saat 08.00 arasında şikâyetçinin ikametinin oturma odasının pimapen penceresini sert bir cisimle kanırtarak zarar verip açarak içeriye girdikten sonra içeriden çeşitli eşyaları çalması şeklinde gerçekleşen eyleminin, 5237 sayılı Kanun'daki hırsızlık suçunun yanı sıra suç tarihi itibariyle soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı bulunan aynı Kanun’un 116/1. ve 151/1. maddelerine uyan konut dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu, şikâyetçinin 02.12.2008 tarihli duruşmada suça sürüklenen çocuk hakkında şikâyetçi olmadığı da dikkate alındığında suça sürüklenen çocuk hakkında atılı suçlardan düşme kararı verilmesinin gerekeceği gözetilmeden her iki suçtan da mahkûmiyet kararlarının verildiği anlaşılmakla; 5237 sayılı Kanun'un 7. ve 5252 sayılı Kanun’un 9. maddeleri dikkate alınmak suretiyle, eylemlere uyan ve suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 765 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun’un ilgili maddelerinin olaya ayrı ayrı uygulanması, her iki yasaya göre verilecek cezaların, denetime olanak sağlayacak şekilde ayrı ayrı saptanıp, sonuç cezaların karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Şikâyetçinin soruşturma aşamasında alınan ifadesinde, ikametinden hırsızlığın 04.07.2004 günü saat 23.00 ile 05.07.2004 günü saat 08.00 arasında gerçekleştirildiğini beyan etmesi, suça sürüklenen çocuğun hırsızlığı sabaha karşı gerçekleştirdiğini savunması, UYAP'tan alınan güneşin doğuş ve batış çizelgesine göre suç tarihinde gece vaktinin saat 21.44'te başlayıp saat 04.34'te bittiğinin anlaşılması karşısında, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği hırsızlık suçunun suça sürüklenen çocuk lehine gündüz sayılan zaman dilimi içerisinde işlendiğinin kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden (keza konut dokunulmazlığının ihlali suçu bakımından da aynı durumun söz konusu olduğu, ancak Mahkeme uygulamamasının da gece vakti uygulanmaması yönünde olduğu, bu durumun yukarıdaki maddede belirtildiği üzere, suçun şikâyete bağlı olmasında önem arz ettiği) ve hırsızlık suçunun gece vakti işlendiğine dair delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde denetime olanak verecek şekilde açıklanıp tartışılmadan suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 143. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. 3. Kayden 28.07.1987 doğumlu olan suça sürüklenen çocuğun suç tarihi olan 05.07.2004 tarihinde 15-18 yaş grubunda olduğu,suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan cezadan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 31/3. maddesi gereğince indirim uygulanmaması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. 4. Suçun işlendiği 05.07.2004 tarihinde 18 yaşından küçük bulunan suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasına, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 26/1. maddesi uyarınca, Çocuk Mahkemesi tarafından bakılması gerektiğinden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 3 ve 5. maddeleri uyarınca görevsizlik kararı verilerek dosyanın Çocuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. 5. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.11.2018 tarihli ve 2016/6-986 E., 2018/554 K. sayılı içtihadında belirtildiği üzere 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesi ve Çocuk Koruma Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20 ve 21. maddeleri uyarınca; fiil işlendiği sırada 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan veya alınmaması durumunda gerekçesi kararda gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. 6. 5237 sayılı Kanun'un 53/4. maddesinde yer alan "Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme karşısında, suça sürüklenen çocuk hakkında aynı Kanun'un 53/1. maddesindeki haklardan yoksun bırakılmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. 7. 5237 sayılı Kanun’un 50/3. maddesi gereğince, daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olup, suçu işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından tayin olunan kısa süreli hapis cezalarının, aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçede açıklanan nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2009 tarihli ve 2008/381 Esas, 2009/243 Karar sayılı kararlarının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi uyarınca aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere BOZULMASINA, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla