Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2025/7341 E. , 2025/15297 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/350 E., 2021/513 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli İNCELEME KONUSU KARARLAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıl
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2025/7341 E. , 2025/15297 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/350 E., 2021/513 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli İNCELEME KONUSU KARARLAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.05.2025 tarihli ve KYB-2025/57189 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Benzer bir olayla ilgili olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/10/2021 tarihli ve 2021/2-35 esas, 2021/473 karar sayılı ilâmında yer alan, "...Gece vakti nitelikli hırsızlık suçundan yargılanan sanıklar ... ve ...’a, suçun nitelikli hâli dikkate alınmak suretiyle zorunlu müdafi atanması gerektiği sonucuna ulaşılmakla birlikte, yargılama ve hüküm tarihi itibarıyla Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Özel Dairece, 5271 sayılı CMK'nın 150. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca zorunlu müdafi atanması için suçun temel şekli bakımından öngörülen hapis cezasının alt sınırının gözetilmesi gerektiğinin kabul edildiği, bu bağlamda suçun nitelikli hâlleri de dikkate alınarak müdafi atanması hususundaki Yargıtay Ceza Genel Kurulu veya Daire içtihatlarındaki değişimin sanıkların yargılanıp hükümlerin kesinleştiği tarihten sonraki kararlarla değiştiği, mahkeme içtihatlarındaki değişimlerin ise olağanüstü kanun yollarına başvurma hakkı tanımadığı kabul edilmelidir...” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Dosya kapsamına göre; 1- Sanığın suçtan zarar gören kuruma bağlı işletmeye gece vakti girerek gerçekleştirdiği eylemin 5237 sayılı Kanun'un 116/2 ve 116/4. maddelerinde düzenlenen iş yeri dokunulmazlığını ihlâl etme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, konut dokunulmazlığını ihlâl etme suçundan anılan Kanun'un 116/1 ve 116/4. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesinde, 2- 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçu için öngörülen cezanın alt sınırı beş yıl olup zorunlu müdafii görevlendirilmesinde suçun nitelikli hallerinin göz önünde bulundurulması gerektiği, somut olayda gece vakti işlendiği kabul edilen hırsızlık suçunun alt sınırının 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektirdiği, bu nedenle zorunlu müdafii görevlendirilmeden yargılamaya devam olunarak hüküm kurulamayacağı, ayrıca hırsızlık suçu ile birlikte işlenen iş yeri dokunulmazlığını ihlal etme suçunun da savunmanın bölünmezliği ilkesi gereğince bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği cihetle, zorunlu müdafii görevlendirilmeden yargılamaya devam olunarak sanığın savunma hakkının kısıtlanmasında, isabet görülmemiştir. ” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. A. İSTEM B. Sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçu bakımından kanun yararına bozma talebinin incelemesinde; GEREKÇE - KARAR Sanık hakkında işyeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükümde uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun'un 116/2 ve 116/4. maddeleri yerine, aynı Kanun'un 116/1 ve 116/4. maddeleri olarak gösterilmesi ve suç adının da "iş yeri dokunulmazlığının ihlâli" yerine "konut dokunulmazlığını ihlal etmek" olarak yazılması kanun yararına bozmaya konu edilemeyecek ve mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hataları olarak görülmüş; ihbar sonrası verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.11.2024 tarihli ve 2024/2-356 Esas, 2024/356 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçunun, bina içinde veya muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçuna bağlı olarak işlendiğinde bir kuşku bulunmamakla birlikte, bizzat 5237 sayılı Kanun'un 142. maddesinin son fıkrasının gerekçesinde vurgulandığı üzere her bir suçun birbirine karşı bağımsızlığını koruduğu, maddî gerçeğe daha iyi ulaşılabilmesi ve çelişkili karar verilmesinin önlenmesi bakımından davaların birlikte görülmesinde yarar bulunup yargılamaların ayrı yürütülmesine de engel bir hükmün mevcut olmadığı, dolayısıyla sanık yönünden aynı dava sonunda verilen ayrı ayrı hükümlerin söz konusu olduğu, bu bağlamda, her bir hükmün ayrı ayrı kesinleşerek yargı hâlini alabileceği, ayrıca somut olayda, birden fazla eylem olması nedeniyle "eylemin bölünmezliği" ilkesinin de tartışılma koşullarının bulunmadığı, her iki hükmün birbirinden ayrılabilir ve ayrıca karar verilebilir olmaları nedeniyle hükümlerin bir bütünlük oluşturduğundan da söz edilemeyeceği, kaldı ki, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286. maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan "beş yıl veya daha az hapis cezaları" ibareleri gözetildiğinde kanun koyucunun kanun yoluna başvurmada sonuç cezayı esas aldığı anlaşılmakla, uyuşmazlığa konu iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçu bakımından uygulanma ihtimali bulunan TCK’nın 116. maddesinin dördüncü fıkrasının tatbiki hâlinde dahi, belirlenecek olan cezanın 5 yılın altında kalacak olduğu, atılı suçun alt ve üst sınırları itibarıyla zorunlu müdafi tayin edilmesini de gerektirmemesi karşısında, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçu bakımından .. 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.12.2021 tarihli ve 2021/350 Esas, 2021/513 Karar sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, C. Sanık hakkında hırsızlık suçu bakımından kanun yararına bozma talebinin incelemesinde; I. GEREKÇE 5237 sayılı Kanun'un 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h, 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafi atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı bulunmuştur. II. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, .. 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.12.2021 tarihli ve 2021/350 Esas, 2021/513 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin Yerel Mahkemece yerine getirilmesine, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.