İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2025/8760 Karar: 2025/14907 Tarih: 2025

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2025/8760 K.2025/14907

2. Ceza Dairesi 2025/8760 E. , 2025/14907 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/855 E., 2024/556 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : İncelenmeksizin iade kararı kaldırılarak hükmün bozulması İTİRAZA KONU KARAR : İncelenmeksizin iade İTİRAZ ED

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2025/8760 E. , 2025/14907 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/855 E., 2024/556 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : İncelenmeksizin iade kararı kaldırılarak hükmün bozulması İTİRAZA KONU KARAR : İncelenmeksizin iade İTİRAZ ED

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2025/8760 E. , 2025/14907 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/855 E., 2024/556 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : İncelenmeksizin iade kararı kaldırılarak hükmün bozulması İTİRAZA KONU KARAR : İncelenmeksizin iade İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 20.02.2025 tarihli ve 2025/179 Esas, 2025/3020 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.06.2025 tarihli ve 2-2024/127125 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308/1. maddesinin 2. cümlesinde belirtildiği üzere, süre aranmaksızın yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, 5271 sayılı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ 01.06.2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanunla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/12. maddesinde yapılan değişiklik ile "272 maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi halinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir" şeklinde yapılan düzenleme uyarınca ilk derece mahkemeleri tarafından 01.06.2024 tarihinden itibaren verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlar istinaf yasa yoluna tabi tutulmuş ise de; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 8. maddesindeki "Bölge adliye mahkemelerinin 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmi Gazetede ilan edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere 305 ila 326 ncı maddeleri uygulanır. (Ek cümle 1/7/2016-6723/33 md) Bu kararlara ilişkin dosyalar Bölge adliye mahkemelerine gönderilemez" şeklindeki düzenleme gereğince suça sürüklenen çocuk hakkındaki hükmün daha önce Yargıtay temyiz incelemesinden geçmesi nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar yönünden yasa yolunun temyiz olduğu ve esasa ilişkin inceleme yapılması gerektiği hâlde hükmün istinaf yasa yoluna tabi olduğu gerekçesiyle dosyanın incelenmeksizin iadesine karar verilmesinin hukuka aykırılık oluşturduğundan bahisle esasa ilişkin temyiz incelemesi yapılarak, 17.12.2024 tarihli Tebliğname'de belirtilen görüş doğrultusunda hükmün bozulmasına ilişkindir. II. GEREKÇE 1. Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan 19.03.2015 tarihinde verilen mahkûmiyet hükmünün, temyiz incelemesi sonunda Dairemizin 09.01.2020 tarihli ve 2019/10445 Esas, 2020/505 Karar sayılı ilâmı ile bozulmasına dair karar verilmesinin ardından bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde, suça sürüklenen çocuk hakkında 11.03.2021 tarihinde verilen mahkûmiyet hükmünün de, temyiz incelemesi sonunda Dairemizin 29.02.2024 tarihli ve 2022/10756 Esas, 2024/3339 Karar sayılı ilâmı ile bozulmasına dair karar verildiği, anılan ikinci bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde, 15.10.2024 tarihinde suça sürüklenen çocuk hakkında atılı suçtan mahkûmiyeti ile birlikte 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verildiği, 01.06.2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanunla 5271 sayılı Kanun'un 231/12. maddesinde yapılan değişiklik ile "272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir." şeklinde düzenleme yapılarak ilk derece Mahkemelerince 01.06.2024 tarihinde ve sonrasında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların, olağan yasa yolu denetimi bakımından istinaf yoluna tabi tutulduğu, ancak 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 8. maddesindeki "Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez." şeklindeki düzenleme uyarınca suça sürüklenen çocuk hakkındaki hükmün daha önce Yargıtay temyiz incelemesinden geçmesi nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar yönünden yasa yolunun temyiz olduğu belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. 2. Dosyanın esasının incelenmesinde ise bozma üzerine yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; suça sürüklenen çocuk müdafiinin, suça sürüklenen çocuk hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz nedenleri yerinde görülmemiş ve Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 20.11.2018 tarihli ve 2017/3-421 Esas, 2018/543 Karar sayılı kararında; "Kanun koyucu, kişi hakkında kurulan hükmün hukuki sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde kişilerin işledikleri birtakım suçlardan dolayı adli yönden lekelenmemeleri için bir fırsat tanımak istemiştir. Bu bağlamda Ceza Genel Kurulunun birçok kararında da açıkça belirtildiği gibi, şartlı bir düşme nedeni oluşturan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının, objektif şartların (mahkûmiyet, suç niteliği ve ceza miktarı, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmama, zararın giderilmesi) varlığı hâlinde, 6008 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce resen, bu değişiklikten sonra ise sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine dair bir beyanının olmaması hâlinde mahkemece diğer kişiselleştirme hükümleri olan seçenek yaptırımlara çevirme ve ertelemeden önce değerlendirilmesi gerekmektedir. Hükmün açıklanacağı sırada, seçenek yaptırımlara çevirme zorunluluğunun uygulanıp uygulanamayacağının ve ilk hükümde gerçekleşmesine rağmen uygulanmayan nitelikli bir hâlin açıklanan hükümde dikkate alınıp alınmayacağının, uyuşmazlık konusu olması nedeniyle ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Kanun koyucu, 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesine, 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını düzenlediği 5-14. fıkraları eklediği aşamada 5237 sayılı TCK'nın 50/3. maddesindeki yasal düzenlemeyi ve zorunlulukları bilmektedir. Buna rağmen CMK’nın 231. maddesinin 7. fıkrasındaki düzenlemeyi yapmakla, açıklanması geri bırakılan hükümlerde 5237 sayılı TCK’nın 50. maddesinin üçüncü fıkrasındaki yaptırıma çevirme zorunluluğunun uygulanmamasını istediği yönündeki iradesini açıkça ortaya koymuştur. Aksi görüşün kabulü, daha önce hapis cezasına mahkûm olmamış çocuklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmaması suretiyle adli yönden lekelenmeme haklarının ellerinden alınması sonucunu doğurur ki, bu sonuç hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun düzenleniş amacına açıkça aykırıdır. Bununla birlikte, şartların gerçekleşmemesi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi veya açıklanması geri bırakılan hükmün 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 11. fıkrası uyarınca açıklanması sırasında 5237 sayılı TCK’nın 50. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan seçenek yaptırımlara çevirme zorunluluğu mahkemece göz önüne alınacaktır." şeklinde yer alan açıklamalar karşısında; mahkemece, diğer kişiselleştirme hükümlerinden olan "seçenek yaptırımlara çevirme"den önce "hükmün açıklanmasının geri bırakılması"nın değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi açıklanması geri bırakılan hükmün 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin 11. fıkrası uyarınca açıklanması sırasında 5237 sayılı Kanun'un 50. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan seçenek yaptırımlara çevirme zorunluluğu mahkemece göz önüne alınacağından Tebliğname'deki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. III. KARAR 1.Gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde belirtilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi gereği Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 20.02.2025 tarihli ve 2025/179 Esas, 2025/3020 Karar sayılı İADE kararının KALDIRILMASINA, 3. Gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün Tebliğname'ye aykırı olarak ONANMASINA, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla