İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2026/6159 Karar: 2026/10113 Tarih: 2026

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2026/6159 K.2026/10113

2. Ceza Dairesi 2026/6159 E. , 2026/10113 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/256 E., 2023/575 K. SUÇ : Hırsızlık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2026/6159 E. , 2026/10113 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/256 E., 2023/575 K. SUÇ : Hırsızlık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2026/6159 E. , 2026/10113 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/256 E., 2023/575 K. SUÇ : Hırsızlık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.04.2026 tarihli ve KYB-2026/40710 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Benzer bir olayla ilgili olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/10/2021 tarihli ve 2021/2-35 esas, 2021/473 karar sayılı ilâmında suçun nitelikli hâlinin dikkate alınması suretiyle zorunlu müdafi atanması gerektiğinin belirtildiği, bu cihetle sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/1-e, 143/1, 43/1. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/3. maddesi uyarınca, sanığın savunmasının zorunlu müdafi eşliğinde alınması gerektiği gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Gerekçeli karar başlığında; 25.05.2022, 27.05.2022 olan suç tarihlerinden, yalnızca 25.05.2022 tarihinin suç tarihi olarak gösterilmesinin, mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 08.11.2022 tarihli ve 2022/11-436 Esas, 2022/705 Karar sayılı kararında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle cezanın belirlenmesi konusunda, "Zincirleme suç, farazi bir birliktir. Bir yanda kanunun birden fazla ihlali yani birden fazla suç varken, diğer yanda bu suçların tümünü birleştiren, müşterek bir unsur olarak ortaya çıkan "suç işleme kararında birlik" vardır. Birden fazla suçu birleştiren ve tek suç olarak nazara alınmasını sağlayan "suç işleme kararında birlik"tir. Zincirleme suç bağımsız bir suç değildir ve zincirleme suçu oluşturan her bir suç, kanunda özel bir düzenleme olmadıkça, genel kurallara göre işlem görecektir. Suç işleme kararı, hiçbir şekilde zincirleme suçta yer alan suçları, zincirleme suçun bir parçası, bir safhası hâline getirmez ve neticede tüm suçları, her yönden tek bir suça indirgemeye yeterli değildir. Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde her suç bağımsızlığını korur (... ..., ... Dergisi, Sayı 70, 2007, s. 248-249.). Temel cezanın belirlenmesinde izlenecek usul ve göz önünde bulundurulması gereken kriterler TCK'nın 61. maddesinde gösterilmiş olup maddenin ilgili ilk beş fıkrası; "(1) Hâkim, somut olayda; a) Suçun işleniş biçimini, b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları, c) Suçun işlendiği zaman ve yeri, d) Suç konusunun önem ve değerini, e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını, g) Failin güttüğü amaç ve saiki, Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanunî tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler. (2) Suçun olası kastla ya da bilinçli taksirle işlenmesi nedeniyle indirim veya artırım, birinci fıkra hükmüne göre belirlenen ceza üzerinden yapılır. (3) Birinci fıkrada belirtilen hususların suçun unsurunu oluşturduğu hâllerde, bunlar temel cezanın belirlenmesinde ayrıca göz önünde bulundurulmaz. (4) Bir suçun temel şekline nazaran daha ağır veya daha az cezayı gerektiren birden fazla nitelikli hâllerin gerçekleşmesi durumunda; temel cezada önce artırma sonra indirme yapılır. (5) Yukarıdaki fıkralara göre belirlenen ceza üzerinden sırasıyla teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri indirim nedenleri uygulanarak sonuç ceza belirlenir" şeklindedir. Buna göre, öncelikle maddenin birinci fıkrası uyarınca, fıkrada belirtilen ilkeler göz önünde bulundurulmak suretiyle, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırları arasında temel ceza tespit edilmeli, dördüncü fıkrası uyarınca bir suçun temel şekline nazaran daha ağır veya daha az cezayı gerektiren birden fazla nitelikli hâllerin gerçekleşmesi durumunda; temel cezada önce artırma sonra indirme yapılmalı, sonrasında da belirlenen ceza üzerinden beşinci fıkrası uyarınca sırasıyla teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri indirim nedenleri uygulanarak sonuç ceza belirlenmelidir. Bu düzenleme dikkate alındığında, kanun koyucu bilinçli bir şekilde zincirleme suç hükümlerini, daha ağır veya daha az ceza gerektiren suçun nitelikli hâllerinden ayrı değerlendirmiş ve suçun nitelikli hâlleri arasında kabul etmemiştir. Öğretide de TCK'nın 43. maddesi suçun nitelikli hâli olarak kabul edilmemektedir. "...Zamanaşımı süresinin belirlenmesinde, suç için kanunda öngörülen cezanın üst sınırı esas alınacaktır. Ancak, somut olayda faile daha ağır ceza verilmesini gerektiren nitelikli hâllerin varlığı durumunda, dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde bu hâller de göz önünde bulundurulmalıdır. Başka bir deyişle, bu sistemde, zamanaşımı süresinin belirlenmesinde, o suçla ilgili olarak hükmedilmesi mümkün olan en yüksek ceza miktarı esas alınmaktadır. Ancak örneğin yaş küçüklüğü dolayısıyla cezada yapılacak olan indirim miktar veya oranları, zamanaşımı süresinin belirlenmesinde göz önünde bulundurulmaz. Keza, suçun müteselsilen işlenmesi durumunda, zincirleme suç dolayısıyla ceza miktarında yapılacak olan artış oranı, zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dikkate alınmaz." (..., Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, ..., ..., 11. Baskı, s. 885.). Ceza Genel Kurulunun 26.11.2019 tarihli ve 208-666 sayılı kararında da; sanığın eyleminin zincirleme şekilde cinsel taciz suçunu oluşturduğu kabul edilen olayda cinsel taciz suçu bakımından dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği hususu değerlendirilirken zincirleme suç nedeniyle artırım dikkate alınmamak suretiyle TCK'nın 43. maddesi suçun nitelikli hâli olarak kabul edilmemiştir." Şeklinde yapılan açıklamalar dikkate alındığında; somut olayda, hükümlüye yüklenen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-e, 143/1 ve 43/1. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının beş yıldan fazla hapis cezasını gerektirdiğinden söz edilemeyeceği, zira zincirleme suç hükümlerinin, daha ağır veya daha az ceza gerektiren suçun nitelikli hâllerinden olmadığı ve buna göre 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/3. maddesi uyarınca, hükümlüye zorunlu müdafi atanmasının gerekmediği değerlendirilmekle; mahkemece müdafi talebi de bulunmadığı anlaşılan hükümlüye müdafi tayin edilmeksizin yapılan yargılamada hükümlünün savunma hakkı kısıtlanmadığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla