KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2009/1100 E., 2010/3485 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Konya/Ereğli 2.Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Tarihi
- 29.7.2008
- Numarası
- Esas no:2008/11 Karar no:2008/262
Karar Metni
340 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacının, davalının tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasına ilişkin harcı verilerek usulüne uygun olarak açılmış bir davası bulunmamasına göre davalı kocanın tüm, davacı kadının aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Toplanan delillerden; evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda, mahkemenin de kabul ettiği üzere eşini döven hakaret eden, sadakatsizlikle suçlayan koca ağır kusurludur.
Türk Medeni Kanununun 174/2 maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK. md.4 BK. md. 42,43,44,49) dikkate alınarak davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
3-Davacı, maddi ve manevi tazminat istekleri için 13.2.2006 tarihli dilekçe ile faiz talebinde bulunmuştur. Mahkemece hükmedilen maddi tazminat yönünden, faiz konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırıdır.
4-Davacının çalıştığı süreler hariç olmak üzere tedbir nafakasına hükmedilmiş, ancak tedbir nafakasının geçerli olmadığı sürenin başlangıç ve bitiş tarihleri belirtilmemiştir. Hüküm, açık ve infazda tereddüte yer vermeyecek şekilde olmalıdır. (HUMK.md.388) Açıklanan bu kurala riayet edilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2009/1100, K. 2010/3485, 24 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama