KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2010/16747 E., 2011/17832 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Sinop Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Tarihi
- 20.05.2010
- Numarası
- Esas no:2009/344 Karar no:2010/364
Karar Metni
326 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda, eşine şiddet uygulayan, sadakatsiz davranışlarda bulunan davacı-davalı kocanın ağır kusuru yanında, eşine hakaret eden davalı-davacı kadının azda olsa kusurlu bulunduğunun ve Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşullarının gerçekleştiğinin boşanma kararının da bu madde uyarınca verilmiş olduğunun, davalı-davacı kadın lehine hükmedilen maddi tazminatın Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi kapsamında olduğunun anlaşılmasına göre tarafların aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Boşanmanın eki niteliğindeki maddi tazminat boşanma hükmünün kesinleşmesi ile muaccel hale gelir. Boşanma kararının kesinleştiği tarihten geçerli olacak şekilde faiz takdiri gerekirken dava tarihinden itibaren faiz verilmesi doğru görülmemiştir.
3- Eşe manevi tazminat verilebilmesi için, boşanmaya neden olan olayların kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi yanında, talep eden eşin diğerinden daha fazla veya eşit kusurlu olmaması gerekir (TMK. md. 174/1-2).Yukarıda açıklandığı gibi; boşanmaya neden olan olaylarda davacı-davalı koca daha fazla kusurludur. Kusur dağılımı nedeniyle davalı-davacı kadının manevi tazminat talep etmesine bir engel yoktur. Bu koşullar gözetildiğinde, mahkemece davalı-davacı kadının az da olsa kusurlu olduğundan sözedilerek manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
4-Kişisel ilişki düzenlemesinde çocukların bedensel ve ruhsal gelişimleri yanında, analık ve babalık duygularının tatmini de gözönüne alınmalıdır. Taraflar aynı şehirde yaşamaktadırlar. Bu nedenlerle çocukların, babaları yanında yatıya da kalacağı şekilde amaca uygun kişisel ilişki kurulması gerekirken bu gereklilikler gözetilmeden yazılı şekilde yetersiz kişisel ilişki düzenlemesi yapılması isabetsiz olup; bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/16747, K. 2011/17832, 1 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama