KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2010/18370 E., 2012/3261 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Arpaçay Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Tarihi
- 22.02.2008
- Numarası
- Esas no:2006/50 Karar no:2008/14
Karar Metni
594 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı, ana - baba bir kardeşi olarak babasının hanesinde kayıtlı olan 1936 doğumlu Tevrat'ın gerçekte amcası H.'ın E..'la ilişkisinden doğduğu halde, gerçeğe aykırı olarak babası Yusuf ve annesi Zeynep'in çocuklarıymış gibi nüfusa tescil edildiğini ileri sürerek, Tevrat'ın, babası Yusuf'un nüfus kaydından silinmesine karar verilmesini istemiştir.
Kaydının silinmesi talep edilen Tevrat 5.6.1936 doğumlu olup, Yusuf ve eşi Zeynep'in evlilik hanesine 29.06.1936 tarihinde muhtarlıkça tanzim edilen doğum kağıdına dayanılarak tescil edilmiştir. Dosyaya alınan doğum kağıdında baba adı "Hasan" yazılmış iken, bunun üzeri çizilerek yanına "Yusuf" yazıldığı, anne adının da aynı şekilde çizilerek yanına "Zeynep" yazıldığı görülmektedir.
Davacı, Tevrat'ın başkasının çocuğu olduğu halde, gerçeğe aykırı beyanla babasının hanesine tescil edildiğini ileri sürdüğüne ve bu kişinin, babası hanesindeki kaydın terkin edilmesini istediğine göre, dava soybağının reddi değil, başkasına ait çocuğu kendi çocuklarıymış gibi nüfusa tescil ettirmekten kaynaklanan nüfus kaydının düzeltilmesi isteğine ilişkin olup 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. maddesine dayanan "nüfus davası" niteliğindedir.
Resmi siciller belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı , kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça herhangi bir şekle bağlı değildir (TMK. md.7). Kayıt düzeltme davaları Yasada herhangi bir süreye de bağlanmamıştır. O halde davanın 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. maddesi çerçevesinde incelenip sonuçlandırılması gerekir.
Bu Yasa kapsamına giren davalarda ise aile mahkemesi değil asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Bu husus gözetilmeden davanın "soybağının reddi" olarak nitelendirilerek " aile mahkemesi" sıfatıyla görülmesi ve yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/18370, K. 2012/3261, 20 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama