KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2011/9742 E., 2012/4823 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mart 2012
- Mahkemesi
- Kadıköy 1. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 10.03.2011
- Numarası
- Esas no: 2008/507 Karar no:2011/188
Karar Metni
295 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 06.03.2012 günü temyiz eden davalı M. B.. vekili Av. İ.A.. geldi. Karşı taraf davacı M. B.. ile vekilleri gelmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Müşterek çocuk Deniz, 22.04.2002 doğumlu olup, davacı (babanın) 12.02.2004 tarihinde verdiği muvafakat üzerine annesi tarafından Moskova’ya götürülmüştür. Bu tarihten sonra anne tarafından Rusya’da boşanma davası açılmış ve Moskova mahkemesince “tarafların boşanmalarına, çocuğun anne ile yaşamasına” karar verilmiş, yabancı mahkemece verilen bu karar Türkiye’de tanınmış, tanıma kararı 14.07.2008 tarihinde kesinleşmiştir.
Yabancı mahkemece verilen boşanma kararında çocukla babası arasında kişisel ilişki tesisine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Sonradan da, davacı tarafından, bu dava tarihine kadar bu yönde Türk Mahkemesinden alınmış bir karar da yoktur. Bu dava içinde 24.09.2009 tarihli ara kararıyla yapılan kişisel ilişkiye dair düzenleme ise geçici tedbir mahiyetindedir.
Çocukla kişisel ilişkiye yönelik bir düzenleme yapılıncaya kadar velayet hakkına sahip veya çocuk kendisine bırakılmış kişinin rızası dışında kişisel ilişki kurulamaz (TMK.md.326/3). Ortada bu konuda bir düzenleme bulunmadıkça da, davalı annenin kişisel ilişkiyi engellediği ve zedelediği kabul edilemez. Davalının velayet sorumluluğunu ihlal ettiğine ve yükümlülüklerini savsakladığına ilişkin başkaca bir delil bulunmadığına göre davanın reddi gerekir.
Bu husus dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/9742, K. 2012/4823, 6 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama