KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2013/10046 E., 2013/27539 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2013
- Mahkemesi
- Ankara 7.Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 14.02.2013
- Numarası
- Esas no:2011/1790 Karar no:2013/185
Karar Metni
287 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı (koca) tarafından evliliğin iptali yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Davacı, 19.12.2011 tarihli dava dilekçesi ile Türk Medeni Kanununun 166/1.maddesi kapsamında boşanma talep etmiş, 07.05.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile davasını Türk Medeni Kanununun 149/2 maddesi uyarınca evliliğin iptali olarak ıslah etmiştir.
Gerek öğretide, gerekse yerleşik yargısal kararlarda, davanın tamamen ıslahında yeni bir dava açılmamış sayılacak, tamamen ıslah edilen dava ilk açılan davanın devamı niteliğinde olduğundan, bunun doğal sonucu olarak, zamanaşımı, hak düşürücü süre ilk davanın açıldığı tarihteki duruma göre dikkate alınacaktır Onun için davanın tamamen ıslahında, ıslah olunan dava, ilk dava gününde açılmış sayılacaktır.
Taraflar 12.11.2011 tarihinde evlenmiş, dava ise 19.12.2011 tarihinde açılmıştır. Bu nedenle, davanın süresinde açıldığı kabul edilerek evliliğin iptali davasının esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken 07.05.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile evliliğin iptalinin istendiği ve bu tarihe göre de Türk Medeni Kanununun 152. maddesi gereğince hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile davanın usulden reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
2- Kabule göre de; tefhim edilen kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında; davanın hak düşürücü süreden reddine karar verildiği halde, kararın gerekçesinde davacının ıslah dilekçesi ile bildirdiği tüm delilleri toplanmadığı halde davacının ileri sürdüğü evliliğin iptal sebebinin davacı bakımından evlenmenin iptalini gerektirecek bir yanılgı kabul edilmediği gerekçesi ile davanın esastan da reddedildiği belirtilerek gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılması da doğru görülmemiştir. ,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/10046, K. 2013/27539, 25 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama