KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2013/1570 E., 2013/14373 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2013
- Mahkemesi
- Gemlik Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Tarihi
- 12.07.2010
- Numarası
- Esas no:2010/511 Karar no:2010/505
Karar Metni
327 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Boşanma davası 12.07.2010 tarihinde açılmış, mahkemece aynı gün tarafların Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi uyarınca anlaşmalı boşanmalarına karar verilmiştir. Davacı kararın 17.12.2012 tarihinde davalıya iki yıl beş ay sonra tebliğinin yapılmasını istemiştir.
Davalı temyiz dilekçesinde anlaşmalı boşanma kararı verilmesinden sonra, davacı ile aynı çatı altında birlikte yaşamaya devam ettiklerini, ortada gerçek anlamda bir boşanma olmadığını, evliliklerinin fiilen devam ettiğini ileri sürmüştür.
Davacı kadının anlaşmalı boşanma talebi ve aynı tarihte bu yönde hüküm olmasına rağmen kararı hukuki ve fiili bir engel olmadığı halde iki yıl beş ay sonra tebliğini istemesi, Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan "dürüstlük kuralına aykırı olduğunu göstermesi yanında, bu süre içerisinde eşiyle birlikte yaşamaya devam etmesi boşanma isteğinin ve bu yöndeki iradesinin samimi olmadığını gösterir.
Kararın oluşmasından sonra uzun süre tarafların birlikte yaşamaya devam etmeleri olgusu hükmün sonucuna etkilidir. O halde davalının bu yönde göstereceği deliller toplanarak yukarıdaki açıklamalar ışığında değerlendirilip ulaşılacak sonuç uyarınca karar verilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekmiştir.
KARŞI OY YAZISI
Dava, 12.07.2012 tarihinde açılmış aynı gün tarafların Türk Medeni Kanununun 166/3 maddesi gereğince boşanmalarına karar verilmiştir. Davacı kararın 17.12.2012 tarihinde tebliğe çıkarılmasını istemiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davalı temyiz dilekçesinde karardan sonra davacıyla birlikte yaşamaya devam ettiklerini beyan etmişsede, buna ilişkin herhangi bir delil bildirmemiştir. Karardan sonra tarafların birlikte yaşamaya devam etmeleri ve kararı uzun süre tebliğe çıkarmamaları Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun da bir bozma sebebi olarak gösterilmemiştir. Davalının, davacının hakkını kötüye kullandığına ilişkin bir delilde göstermemesi karşısında temyiz talebinnin reddi ile kararın onanması gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/1570, K. 2013/14373, 27 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama