KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2013/16632 E., 2014/2982 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Şubat 2014
- Mahkemesi
- Batman 3. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Tarihi
- 16.05.2013
- Numarası
- Esas no:2012/500 Karar no:2013/276
Karar Metni
333 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalılardan Türkiye Finans Katılım A.Ş. tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı, aile konutu olan taşınmaz üzerinde davalı eşi tarafından diğer davalı banka lehine kendi rızası alınmadan ipotek tesis edildiğini, Türk Medeni Kanununun 194. maddesi gereğince ipoteğin kaldırılmasını istemiştir. Davalı banka iyiniyetli olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, davacı kadının rızası alınmadan davalı koca adına tapuda kayıtlı olan ve aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerinde davalı banka lehine ipotek tesis edildiği belirtilerek, davanın kabulü ile ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiştir. İpotek tesisine ilişkin işlemden önce tapu kütüğünde "aile konutu" olduğuna dair bir şerh bulunmadığına göre, davalı bankanın ipoteğe ilişkin kazanımı iyiniyetli olması halinde korunur ( TMK. md. 1023).
Kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. İyiniyetin varlığı asıl olduğuna göre, ipoteğe ilişkin kazanımda davacı bankanın kötü niyetli olduğunu kanıtlama yükümlülüğü, bunu iddia edene düşer (TMK. md. 6). Davacı, davalı bankanın kötüniyetli olduğunu gösteren bir delil getirememiştir. Bu durum nazara alınmadan davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
KARŞI OY YAZISI
Hükmü temyiz eden davalı banka, temyiz dilekçesi ekinde, davacı eşin, işleme rızası bulunduğuna ilişkin 28.01.2010 tarihli "muvafakatnameyi" sunmuştur. Bu belgedeki imza, rızası gereken eşe ait ise, ipotek tesisine ilişkin işlem yapıldığı andan itibaren geçerli olacaktır. Değilse, ancak bundan sonra davalı bankanın iyiniyetli olup olmadığına bakılacaktır. O halde, "muvafakatname" davanın sonucuna etkilidir.
Bu belgedeki imzanın davacıya ait olup olmadığı tespit edilip, hasıl olacak sonucuna göre hüküm tesis edilmelidir. Belgenin yargılama aşamasında sunulmayıp, temyizde ileri sürülmesi, davanın sonucuna etkili olduğundan incelenmesine engel teşkil etmez. Bu bakımdan hüküm, açıkladığım sebeple bozulmalıdır. Bu sebeple bozmaya sonucu bakımından katılmakla birlikte gerekçesine iştirak etmiyorum.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/16632, K. 2014/2982, 17 Şubat 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama