KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2013/26829 E., 2014/10343 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mayıs 2014
- Mahkemesi
- İstanbul 11. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 21.06.2013
- Numarası
- Esas no:2011/201 Karar no:2013/420
Karar Metni
403 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-davacı (koca) tarafından her iki boşanma davası ve ziynet alacağı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davalı-davacı (koca)'nın ziynet alacağı davasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı (koca)'nın aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
b)Davacı-davalı (kadın), dava dilekçesinde dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte 4.000,00 TL tutarında ziynet alacağı talebinde bulunmuş, mahkemece alınan bilirkişi raporu sonrasında ziynet alacağına ilişkin davasını usulüne uygun şekilde ıslah edip alacak bedelini 5.136,00 TL'ye yükseltmiştir. Davacı-davalı (kadın) tarafından ıslah edilen kısım yönünden de ayrıca faiz isteminde bulunulmuştur. Mahkemece bu husus nazara alınarak kabul edilen ziynet alacağı bedelinin ıslah edilen miktarı yönünden ıslah tarihinden, diğer bölümü yönünden ise dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken kabul edilen ziynet alacağı bedelinin tümü üzerinden dava tarihinden geçerli olacak şekilde yasal faize hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
2-Davalı-davacı (koca)'nın boşanma davalarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mahkemece, davalı-davacı (koca) "tam kusurlu” kabul edilerek davacı-davalı (kadın)'ın boşanma davasının kabulüne, kocanın boşanma davasının ise reddine karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden beyanlarına itibar etmeye engel hali olmayan tanıkların ifadelerine göre, davacı-davalı (kadın)'ın da eşine hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Olayların akışı ve sarfedilen sözlerin yıkıcı etkisi karşısında koca da boşanmayı talep etmekte haklıdır.
Davacı-davalı (kadın) da boşanmayı istediğine göre, kocanın davasına karşı koyması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, evlilik birliğinin devamında kadın bakımından da korunmaya değer bir yarar kalmamış olup, Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi şartları kocanın davası bakımından gerçekleşmiştir. Bu itibarla kocanın davasının da kabulü suretiyle boşanmaya karar verilmesi gerekir. Bu husus gözetilmeden kocanın boşanma davasının reddi doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/26829, K. 2014/10343, 5 Mayıs 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama