KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2015/17241 E., 2016/9103 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Mayıs 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Davacı-davalı
- ...
- Davalı-davacı
- ...
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
286 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı erkek tarafından, kusur belirlemesi ve kadın lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Mahkemece davalı-davacı erkek tam kusurlu kabul edilerek erkeğin boşanma davasının reddine, kadının boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden erkeğin mahkemece belirlenen kusurlu davranışları yanında, kadının da kardeşi ve babasının eşine karşı hakaretlerine sessiz kaldığı anlaşılmaktadır.
Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya neden olan olaylarda; davalı-davacı erkeğin ağır kusurlu, davacı-davalı kadının ise az kusurlu olduklarının kabulü gerekir.
Davalı-davacı erkeğin davası bakımından Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesinin koşulları gerçekleşmiş ise de erkek tarafından davanın reddi temyiz edilmeyerek kesinleşmiş olup davalı-davacı kadının kabul edilen boşanma davasında kusura ilişkin gerekçesinin düzeltilerek onanması yönüne gidilmiş (HUMK m. 438/son) erkeğin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
2-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran, davacı-davalı kadın yararına hükmolunan maddi tazminat çoktur. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50. ve devamı maddeleri hükmü nazara alınarak, daha uygun miktarda maddi tazminat (TMK m. 174/1) takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/17241, K. 2016/9103, 4 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama