KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2015/17312 E., 2016/9620 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mayıs 2016
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Davacı-davalı
- ...
- Davalı-davacı
- ...
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma ve Ziynet Alacağı
Karar Metni
393 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek tarafından, davacı-karşı davalı kadın lehine hükmolunan nafaka, tazminatlar ve ziynet alacağı davasınının kabulü yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı erkeğin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yersizdir.
2-Boşanma sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için, tazminat talep eden taarfın kusursuz veya az kusurlu olması yanında, boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olması da gerekir (TMK m. 174/2). Boşanmaya sebep olan olaylar bu nitelikte değilse manevi tazminata hükmedilemez.
Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davalı-karşı davacı erkeğin...'de yaşamak istemediğini söyleyerek evi terk edip gittiği, birlikte yaşamaktan kaçındığı anlaşılmaktadır. Davalı-karşı davacı erkeğin boşanmaya neden olan kusuru, davacı-karşı davalı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde değildir. Öyleyse davacı-karşı davalı kadının manevi tazminat talebinin reddi gerekir.
Bu husus nazara alınmadan kadın yararına manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
3-Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (TMK m. 6, 6100 s. HMK m. 190/1). Davacı-karşı davalı kadın dava dilekçesinde davalı-karşı davacı erkeğin evi terk ettiğini ve giderken düğünde takılan ziynetleri de götürdüğünü iddia etmiş, davalı-karşı davacı erkek ise, bu iddianın doğru olmadığını, bilakis kadının ziynetleri de alarak gittiğini savunmuştur. Davacı-karşı davalı kadın ziynet eşyasının erkek tarafından götürüldüğünü veya zorla alındığını ispatla yükümlüdür. Ziynet eşyalarının niteliği gereği kadının ortak konuttan ayrılırken yanında götürmesi hayatın olağan akışına uygun düşer.
Davacı-karşı davalı kadının tanıklarının ziynetlere ve kadının evden ayrılışına ilişkin beyanları davacı-karşı davalı kadından duyuma dayalı olup, tanıkların iddia edilen vakıayla ilgili somut, görgüye dayalı bir bilgileri yoktur. Dosyada iddiayı kanıtlamaya elverişli başkaca bir delil de bulunmamaktadır. Davacı-karşı davalı kadın yemin deliline dayanmamış, gösterdiği diğer delillerle de dava konusu ziynet eşyalarının erkek tarafından götürüldüğünü, elinden zorla alındığını ispat edememiştir. Bu durumda mahkemece, davacı-karşı davalı kadının ziynet talebinin reddi gerekirken, kabulü doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/17312, K. 2016/9620, 10 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama