KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2015/23272 E., 2017/3908 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Nisan 2017
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
308 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa, bilinen en son adresinde yapılır (Tebligat Kanunu m. 10/1). Bilinen en son adresin tespitinde, tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin bildirimleri ya da mevcut belgeler esas alınır (Tebligat Kanunu Uygulama Yönetmeliği m. 16/1). Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya bu adreste tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adres olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır (Teb. K. m. 10/2. Yönetmelik m. 16/2).
Dava tarihi itibariyle tarafların ayrı yaşadıkları, dosyadaki bilgi ve belgelerden davalı-karşı davacı kadının Kuzeykent mahallesinde yer alan adreste ikamet ettiği, mali ve sosyal durum araştırma tutanağında da bu adreste ikamet ettiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır. Davalı-karşı davacı kadının bu adreste ikamet ettiği sabit olup, mahkcmece dava dilekçesinin bu adrese Tebligat Kanunu'nun 21/2 maddesi gereğince tebliği usulsüzdür.
Açıklanan sebeple, dava dilekçesinin davalı-karşı davacı kadına usulüne uygun tebliği ile davalı-karşı davacı kadına cevap dilekçesi sunma hakkı tanınması, dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra ön inceleme duruşma gününün tebliği, bundan sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların tespiti (HMK m. 140) taraflarca üzerinde anlaşılamayan ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar için usulüne uygun şekilde delil gösterildiği takdirde tahkikat aşamasına geçilerek gösterilen deliller toplanılıp, birlikte değerlendirerek bir sonuca ulaşmak gerekirken,
hukuki dinlenilme hakkının (HMK m.27) ihlali niteliğinde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/23272, K. 2017/3908, 5 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama