KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2015/25605 E., 2017/3886 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Nisan 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
Karar Metni
279 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından; kendi boşanma davasının reddi, kusur belirlemesi, nafaka ve tazminatlar ile vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-karşı davalı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Davalı-karşı davacı kadın, dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat (TMK m.174/1-2) talebinde bulunmadığı halde, ilk kez tahkikat aşamasında sunduğu 03.04.2015 tarihli dilekçede yoksulluk nafakası ve maddi-manevi tazminat isteğinde bulunmuş ancak usulüne uygun harç verilerek yapılan ıslah talebi bulunmadığı halde mahkemece bu beyanın ıslah niteliğinde olduğu gerekçesiyle kadın yararına yoksulluk nafakası ile maddi tazminata hükmolunmuştur.
Islah işleminin sözlü olarak da yapılması mümkün olduğuna göre, ıslah edilen talebin boşanmanın fer'isi niteliğinde olduğu dikkate alındığında, ıslah halinde maktu ıslah harcının yatırılması gerekli ve yeterlidir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 21.12.2015 tarih E.2015/1041- K.2015/24611).
Mahkemece, davalı-karşı davacıya bu istekle ilgili olarak maktu ıslah harcını ikmal etmesi için süre verilmesi (Harçlar Kanunu m. 30-32), harcın ikmali halinde yoksulluk nafakası ve tazminat talepleri hakkında değerlendirme yapılması, harcın ikmal edilmemesi halinde ise Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi gereğince işlem yapılması gerekirken, maktu harç eksikliği tamamlattırılmadan, yargılamaya devamla tedbir-yoksulluk nafakası ile maddi tazminata karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/25605, K. 2017/3886, 5 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama