KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/14022 E., 2018/3503 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Mart 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
293 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece; "Davalı kadının süresinde verdiği cevap dilekçesinde ve ön inceleme duruşmasında davacıdan nafaka ve tazminat talep ettiğini bildirmesine rağmen miktar hususunda açıklama yapmadığı" gerekçesiyle, davalı kadın vekilinin ön inceleme duruşmasından sonra verdiği 15.12.2016 tarihli dilekçesi ile miktarlarını açıkladığı maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1-2) ile yoksulluk nafakası (TMK m. 175) talepleri hakkında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 141. maddesi gerekçe gösterilerek "karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.
Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir (HMK m.31).
Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere; davalı kadın süresinde sunduğu cevap dilekçesinde ve hazır olduğu ön inceleme duruşmasında, davacıdan tazminat ve nafaka isteğinde bulunmuş, tazminat ve nafakanın niteliği ile miktarı konusunda her hangi bir açıklama getirmemiştir.
Mahkemece, hâkimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde kadının tazminat ve nafaka taleplerinin niteliği ve miktarı konusunda davalıdan açıklama istenerek, bu taleplerin süresinde ileri sürüldüğü de dikkate alınıp sonucuna göre bir karar vermek gerekir. Mahkemece davalıdan bu yönde bir açıklama yapması konusunda süre verilmemiş, davalı vekili 15.12.2016 tarihli dilekçesi ile taleplerinin niteliğini ve miktarını açıklamıştır.
O halde, davalı kadının süresinde usulüne uygun olarak ileri sürülen maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası taleplerinin esası hakkında bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/14022, K. 2018/3503, 19 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama