KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/18343 E., 2018/6106 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mayıs 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
299 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, nafakalar ve tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece, davalının yurt dışında çalışmaya başladıktan sonra davacıyı ve müşterek çocukları arayıp sormadığı, davacıya “seni istemiyorum” dediği ve sonrasında davacının babasını arayıp “gelin kızınızı götürün” şeklinde sözler söylediği, davalı kadının ise davacı erkeğin haberi olmaksızın başkalarına borçlandığı gerekçesiyle boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkeğin ağır kusurlu olduğu kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden;
davalı erkeğin, davacı kadına “seni istemiyorum” dediği ve sonrasında davacının babasını arayıp “gelin kızınızı götürün” şeklinde beyanda bulunduğu vakıaları davacı kadın tarafından ispatlanamamıştır. İspatlanamayan vakıalar davalı erkeğe kusur olarak yüklenilemez. Tarafların gerçekleşen diğer kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden davalı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamıştır.
3-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda taraflar eşit kusurludur. Boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata karar verilemez. Kadın yararına Türk Medeni Kanununun 174/1-2 koşulları oluşmamıştır. O halde davacı kadının maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/18343, K. 2018/6106, 14 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama