KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/25310 E., 2018/10890 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Ekim 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
298 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından, erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminat miktarları, tedbir nafakasının miktarı ve yoksulluk nafakası talebinin reddi yönünden; davalı-karşı davacı erkek tarafından ise, kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminatlar ve tedbir nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı erkeğin tüm, davacı-karşı davalı kadının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Tarafların Türk Medeni Kanunu'nun 166/1-2. maddesi uyarınca; boşanmalarına karar verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayat sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Mahkemece, davalı-karşı davacı erkeğin davasında, davacı-karşı davalı kadının eşinin ailesinin müşterek evlerine gelmesini istemediği gerekçesi ile davanın kabulü ile tarafların boşanmasına karar verilmiştir.
Ancak davalı-karşı davacı erkek tanıklarının beyanları görgüye dayalı olmayıp duyuma dayandığından kusur belirlenmesinde hükme esas alınamaz. Bu sebeple, kadına yüklenen bu kusurlu davranışın ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, açıklanan nedenle davalı-karşı davacı erkeğin davasının reddi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamış, hükmün bu sebeple bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Davacı-karşı davalı kadın, dava dilekçesi ile yoksulluk nafakası talebinde bulunduğu halde, bu talebi hakkında olumlu-olumsuz bir hüküm kurulmaması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/25310, K. 2018/10890, 15 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama