KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/3260 E., 2017/8434 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2017
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
336 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından; şahsi ilişki, iştirak nafakası ve reddedilen ziynet alacağı yönünden, davalı-davacı erkek tarafından ise, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı erkeğin tüm, davacı-davalı kadının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davacı-davalı kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
3-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı-davalı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
4-Tarafların ortak çocuğu olan ...16.05.2014 doğumlu olup, yaşı dikkate alındığında, anne bakım ve şefkatine muhtaçtır. Mahkemece ortak çocuk ile davalı-davacı baba arasında kurulan kişisel ilişki süresi uzundur. Kişisel ilişki düzenlenirken, asıl olan çocuğun yararı olup çocuğun kişisel gelişimine en uygun düzenleme tercih edilmelidir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/3260, K. 2017/8434, 5 Temmuz 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama