KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/6433 E., 2017/11804 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Ekim 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
241 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından nafaka ve vekalet ücreti yönünden, davalı kadın tarafından ise tümüne yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece "tanıkların annelerini koruma amacıyla beyanda bulunduklarına kanaat geldiği, davacının eşine kötü davranışta bulunduğuna ilişkin dosyada başkaca bir delil bulunmadığı gibi bu konuda tarafsız tanık beyanı da bulunmadığı, böylece davalı eşin isnatlarının ispatlanamadığı, tarafların 1994 yılından beridir ayrı yaşadıkları, evlilik birliğinin korunan hukuki menfaatinin kalmadığı, davalı eşin boşanma istememesi ile davacının kusurunun ağırlığına ilişkin itirazının TMK 166/2 maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması kapsamında olduğu" kabul edilerek boşanma davasının kabulü ile boşanmalarına karar verilmiş ise de;
yapılan yargılama ve toplanan delillerden; sürekli alkol kullanan, birlik görevlerini yerine getirmeyen, alkollü bir şekilde çocukları eve almayarak elinde bıçak ile kadını kovalayan davacı erkeğin boşanmaya neden olan olaylarda tam kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Kadından kaynaklanan boşanmayı gerektirir kusurlu bir davranışın varlığı kanıtlanamamıştır. Fiili ayrılık tek başına boşanma sebebi olmayıp, terk hukuki sebebine dayalı bir boşanma davası da bulunmamaktadır.
Bu halde davanın reddi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/6433, K. 2017/11804, 30 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama