KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/9688 E., 2025/10853 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1933 E., 2024/1934 K.
- İlk derece mahkemesi
- Niğde 1. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/151 E., 2024/365 K.
Karar Metni
554 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından kadının boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri ve kadın lehine hükmedilen nafakalar yönünden; davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından ise duruşma istemli olarak erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri ve nafakaların miktarı yönünden temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde yapılan tebligata rağmen taraflar adına gelen olmadı. Davacı-karşı davalı vekili Avukat ... ...'ın mazeret bildirdiği görüldü. Usul ve yasaya uygun bulunmayan davacı-karşı davalı vekilinin mazeretinin reddine karar verildi. İşin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre İlk Derece Mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir.
Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır.
Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı sadece davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri ve nafaka talepleri yönünden istinaf yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince kadının nafakalara yönelik istinaf başvurusu kabul edilerek yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmiş, kadın yararına 1.500,00 TL tedbir, 2.000,00 TL yoksulluk nafakasına karar verilmiş, diğer yönlerden ise istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
Bu durumda İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurmayan davacı karşı-davalı erkeğin Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi ve reddedilen tazminatlar yönünden temyiz hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; davacı-karşı davalı erkek vekilinin kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi ve reddedilen tazminat taleplerine yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2.Davalı-karşı davacı kadın vekilinin tüm, davacı-karşı davacı erkek vekilinin reddedilen yönler dışında gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/9688, K. 2025/10853, 9 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama