KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2025/1773 E., 2025/8899 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/925 E., 2024/2064 K.
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- Soma 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/449 E., 2022/25 K.
Karar Metni
564 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından karşı davanın reddi, asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı-karşı davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Taraflar arasında görülen ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'un 166 ncı maddesine dayalı olarak acılan karşılıklı boşanma davalarının yapılan yargılaması neticesinde; İlk Derece Mahkemesince, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının tam kusurlu olduğu belirtilerek kadının karşı davasının reddine, erkeğin asıl davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine karar verilmiştir. Karara karşı davalı-davacı kadın vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuş, istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
4721 sayılı Kanun’un 164 üncü maddesinde “Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir.
Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır.
Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.” hükmü mevcuttur.
İlk Derece Mahkemesince davalı-karşı davacı kadının evi terk edip gittiği ve tarafların 2 yıldır ayrı yaşadıkları, birlik üzerine kurulu olan evlilik hayatında terk eylemini gerçekleştiren kadının tam kusurlu olduğu gerekçesiyle erkeğin asıl davasının kabulü ile boşanmaya karar verilmiş ise de, ortak haneyi terk etmiş olmak tek başına boşanma sebebi sayılamaz. Erkeğin yukarıda belirtilen terk hukuki nedenine dayalı olarak açılmış bir boşanma davası da bulunmamaktadır. 4721 sayılı Kanun'un 166 ıncı maddesinde yer alan çekilmezlik ve temelden sarsılma unsuru somut olayda erkeğin davasında gerçekleşmemiştir. Bu durumda erkeğin boşanma davasının da reddi gerekirken, yetersiz gerekçe ile boşanma kararı verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/1773, K. 2025/8899, 16 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama