KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2025/2164 E., 2025/10005 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1149 E., 2024/1814 K.
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 21. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/254 E., 2023/371 K.
Karar Metni
373 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası, tazminatlar ve vekâlet ücreti yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1-Davalı-davacı erkek, temyiz dilekçesinde adli yardım talebinde bulunmuştur. Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334-340. maddelerinde düzenlenmiş olup, aynı Kanunun 336/3. maddesine göre adli yardım talebi kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtaya da yapılabilir ve 337/1. madde uyarınca da duruşma yapmaksızın talep hakkında karar verilebilir. Davacı-davalı kadının adli yardım talebini içeren dilekçesi ve dosya kapsamındaki belge ve bilgiler birlikte değerlendirildiğinde, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken kanun yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu kanaatine varıldığından, davalı -davacı erkeğin adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı -davacı erkek vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle erkeğe kusur olarak yüklenen "müşterek çocuğun dünyaya gelmesini istememe" vakıasından sonra tarafların birlikte yaşamaya devam ettiklerinin, bu nedenle bu vakıa yönünden kadının erkeği affettiğinin yahut en azından hoşgörü ile karşıladığının kabulünün gerektiğinin, dolayısıyla erkeğe bu vakıanın kusur olarak yüklenemeyeceğinin,
ne var ki kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışları uyarınca boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin yine de tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/2164, K. 2025/10005, 20 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama