KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2025/2212 E., 2025/9247 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/725 E., 2025/55 K.
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- Ordu 2. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/253 E., 2024/464 K.
Karar Metni
519 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, manevî tazminat ve nafaka taleplerinin reddi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı -karşı davacı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Taraflarca karşılıklı olarak açılan boşanma davalarının İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda erkeğe " kadına aşağılayıcı sözler söylediği, ilgilenmediği, cinsel ilişkiden kaçındığı, evin geçimini yeterince sağlamadığı", kadına ise "..... isimli erkek şahısla kaçmak ve onunla birlikte yaşamak suretiyle sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı" vakıaları kusur olarak yüklenmiş ve boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu belirtilerek hüküm tesis edilmiş, hükme yönelik erkek vekilinin istinaf başvurusu da Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiş ise de dosyanın yapılan incelemesinden;
erkeğin kabul edilen ve gerçekleşen kusurları karşısında kadının kabul edilen " başka bir erkekle kaçmak ve onunla birlikte yaşamak suretiyle sadakat yükümlülüğüne aykırı davranma" şeklindeki kusuru göz önüne alındığında boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle iken yanılgılı değerlendirme sonucu, tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebileceği öngörülmüştür.
Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda manevi tazminat isteyen davalı -karşı davacı erkeğin ağır ya da eşit kusurlu olmadığı ve kadının kusurlu eylemlerinin erkeğin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmıştır.
O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davalı -karşı davacı erkek yararına uygun miktarda manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde isteğin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/2212, K. 2025/9247, 23 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama