KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2025/3261 E., 2025/10300 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/418 E., 2025/105 K.
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- Beylikova Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/30 E., 2023/141 K.
Karar Metni
529 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın vekili tarafından lehine verilen maddî ve manevî tazminat miktarı, lehine verilen yoksulluk ve iştirak nafakası miktarı yönünden; davacı-davalı erkek vekili tarafından ise asıl davanın reddi, birleşen davanın kabulü yönünden temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere davacı-davalı erkek vekilinin tüm, davalı-davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında kadın yararına takdir edilen maddî ve manevî tazminat azdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddesi hükümleri nazara alınarak, 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları gereğince daha uygun miktarda maddî ve manevî tazminat takdiri gerekir. Bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3.Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocukların ihtiyaçlarına nazaran takdir edilen iştirak nafakası azdır. Mahkemece, 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
4.Boşanma yönünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşulu ile geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.
Bölge Adliye Mahkemesince kendisini yoksulluktan kurtaracak bir geliri ve malvarlığı bulunmayan ve yoksulluğa düşeceği anlaşılan kadın yararına yoksulluk nafakası verilmesinin isabetli olduğu belirtilmiş ise de; dosya kapsamından, ekonomik ve sosyal durum araştırma tutanağında kadının çalıştığının belirtildiği, bir malvarlığının bulunmadığı, erkek tarafından ise kadının çalıştığı ve düzenli geliri olduğunun ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır.
Bu duruma göre Mahkemece, kadının çalışıp çalışmadığı, düzenli ve sabit bir gelirinin olup olmadığı, geliri var ise kendisini yoksulluktan kurtaracak miktarda olup olmadığı yine tarafların gelir durumlarının birbirlerine yakın veya denk olup olmadığı araştırılarak kadın yararına yoksulluk nafakası verilmesi şartları oluşup oluşmadığı değerlendirilerek yoksulluk nafakası yönünden bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şeklide karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/3261, K. 2025/10300, 26 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama