KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2025/337 E., 2025/7388 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1298 E., 2024/1425 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 30. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/476 E., 2023/203 K.
Karar Metni
568 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, karşı boşanma davasının kabulü, tazminat miktarları, çocuk lehine hükmedilen nafaka miktarları, yoksulluk nafakasının reddi yönünden, davalı-davacı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, asıl boşanma davasının kabulü, kadın lehine kabul edilen tazminatlar yönünden temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre İlk Derece Mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir.
Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır.
Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı-davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, karşı boşanma davasının kabulü, tazminat miktarları yönünden istinaf yoluna başvurulmamıştır. İstinaf edilmeyen yönler kesinleşmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yoksulluk nafakasının reddi ve iştirak nafakası miktarları yönünden istinaf yoluna başvurmayan davacı-davalı kadın vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; davacı-davalı kadın vekilinin yoksulluk nafakasının reddi, iştirak nafakası miktarlarına yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Davalı-davacı erkek vekilinin tüm, davacı-davalı kadın vekilinin diğer yönlerden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı-davacı erkek vekilinin tüm, davacı-davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir .
2.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı-davalı kadın yararına takdir edilen maddî ve manevî tazminat azdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddesi hükmü dikkate alınarak 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca daha uygun miktarda maddî ve manevî tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/337, K. 2025/7388, 16 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama