Davacı Hazine, ... Köyü 320 ve 325 sayılı parsellerin 1945 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastro sınırları içinde iken, 1987 yılında kesinleşen 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını ileri sürerek davalılar adlarına olan tapu kayıtlarının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 320 sayılı parselin (A) ile gösterilen 17373.01 m2 ve 325 sayılı parselin (A) ile gösterilen 5071.01 m2 yüzölçümündeki taşınmazlara ilişkin tapu kayıtlarının iptali ile bu bölümlerin 2/B madde uyarınca Hazine adına tescillerine, 320 sayılı parselin (B) ile gösterilen 148.13 m2 ve (C) ile gösterilen 158.86 m2, 325 sayılı parselin (B) ile gösterilen 48.95 m2 yüzölçümündeki bölümlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekilleri ile davalı gerçek kişiler vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
... Köyünde 1961 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında 320 sayılı parsel tarla niteliği ve 17680 m2 yüzölçümünde 489 yazım numaralı vergi kaydı ile, 325 sayılı parsel ise tarla niteliği ve 5120 m2 yüzölçümünde 491 yazım numaralı vergi kaydı ile ... ve arkadaşları adlarına tesbit edilerek tapuya tescil edildikleri, 1972 yılında yapılan satışla davalılar ... ve ... adına tapu kaydı oluştuğu anlaşılmaktadır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1945 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılarak 1947 yılında ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ile 22/11/1982 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 22/07/1987 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazların bulunduğu ... Köyünde 1945 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre ... Devlet Ormanlarının sınırlandırılmasının yapıldığı, ...
Devlet Ormanı sınırları içinde bulunan ve tahdit haritasında 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21 ve 22 numarada gösterilen tapusuz 36 parça taşınmazın Devlet malı (Orman) sayıldığı, 2694 ila 2705 ve 2694 orman sınır noktaları ile çevrili taşınmaz ise orman sınırları dışında bırakıldığı, sözü edilen tahdide göre çekişmeli 320 ve 325 sayılı parsellerin (A) ile gösterilen bölümlerinin ...
Devlet Ormanı sınırları içinde, 320 sayılı parselin (B) ve (C), 325 sayılı parselin (B) ile gösterilen bölümlerinin ise 2694 ila 2705 ve 2694 OTS'lerle çevrili poligon içinde orman sınırları dışında bulunduğu, tahdit içinde bulunan 320 ve 325 sayılı parsellerin (A) ile gösterilen bölümlerinin 22/07/1987 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve bu bölümler 1950 yılında yapılan makiye ayırma çalışmasında makiye ayrılmışlarsa da bu yerlerin halen orman özelliğini koruduğu,
24/12/1962 tarihli maki tefrik raporuyla saptanarak 1963 tarihli onayla aynı idare tarafından iptal edildiğinden, makiye ayrıldığından söz etmeye olanak bulunmadığı gibi 320 sayılı parselin (A) ile gösterilen bölümünün % 10- 15, 325 sayılı parsellerin (A) bölümünün ise % 15 - 20 eğimli mahafaza makisi niteliğinde bulundukları, muhafaza makisinin 5653 Sayılı Yasanın 1. maddesindeki istisna içinde yer aldığı, muhafaza makilerinin Devlet Ormanı olarak kabulü gerektiği, kaldı ki;
makiye ayırma işlemi iptal edilmese ve muhafaza makisi niteliğinde olmasa bile 22/03/1996 gün ve 1993 /5-1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında "... makilik alan olarak belirlenen taşınmazlar hakkında özel yasalar gereğince oluşturulan tapulara değer verileceğinin" kabul edildiği, davacının bu nitelikte bir tapu kaydının bulunmadığı, kesinleşen orman sınırı içinde kalan makiliklerin makiye ayrılacağı konusunda 5613 Sayılı Yasada ve 17/08/1950 tarihli yönetmelikte herhangi bir hüküm bulunmadığı, bu nedenle somut olayda; makiye ayırma işleminin yok hükmünde olduğu,
bu tür yerler zilyetlikle kazınlamayacağı gibi makiye ayırma tarihinden kadastro tesbitinin yapıldığı 1961 yılına kadar da 20 yıllık kazandırıcı süre geçmediği gözetilerek, yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı Hazine ile davalı gerçek kişilerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının gerçek kişiye yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 10/10/2006 gününde oybirliği ile karar verildi.