KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/1823 E., 2006/5773 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Nisan 2006
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
1.851 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine, Orman Yönetimi ve ... ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin bozma kararında özetle; "... kişilerin tümü tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde tapuya tescil biçiminde açılarak Kadastro Mahkemesine devredilen dava yanında, Hazine, Orman Yönetimi ve ... kişiler tarafından kadastro mahkemesine verilen dilekçeler ile kadastro tesbitine ve orman sınırlandırmasına karşı açılan ve birleştirilerek görülen davaların tümünün askı süresi içinde olduğu, bu itibarla tescil davasının kadastro mahkemesine gönderilmesi ve davaların birleştirilerek,
kadastro tesbitine ve orman kadastrosuna itiraz davası biçiminde görülüp sonuçlandırılmasında yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, ancak yapılan inceleme ve araştırmanın yetersiz olduğu, 19.08.1987 tarihinde askıya çıkarılan orman kadastro işleminin nitelenmesinde ve 1947 yılında yapılan işlemin kapsamının belirlenmesinde hataya düşüldüğü,
her davanın kendi koşulları içinde dosya kapsamına göre çözümleneceği, evvelce çevrede başka kesimlerle ilgili geçmiş davalar ve sonuçlarının görülmekte olan davalar için hiçbir zaman emsal teşkil etmeyeceği, Türk Hukuk Sisteminde, yargıcın sadece İnançları Birleştirme Kararlarına uymakta zorunlu olup, diğer yargı karar ve içtihatlarından yararlanmakla beraber, sırf olayına özgü kararların emsal kabul edilemeyeceği;
ancak kökleşmiş ve kurallaşmış uygulamaların emsal olabileceği düşünülerek her davada, somut deliller, yürürlükte bulunan hukuk kuralları çerçevesinde değerlendirilerek objektif bulgulara ... düşmeyecek biçimde bir sonuca varılması gerektiği,eldeki dava bakımından gerçeği yansıtmayan ve olayına has olan bir kararın Yargıtayca onanmış olmasının yargıcı gerçeği arayıp bulma zorunluluğundan kurtarmayacağı, Dairenin kuruluşundan karar tarihine kadar emsal alınan biçimde verilmiş bir kararına rastlanmadığı gibi, artık kökleşmiş, ve kurallaşmış içtihadının da o yolda olmadığının nazara alınmadığı, yanlış gerekçe ile sonuca gidildiği,
6831 Sayılı Yasanın 2896 Sayılı Yasa ile değişik 7/1 maddesi uyarınca, evvelce sınırlandırması yapılmamış olup ta, herhangi bir nedenle orman sınırlandırması dışında kalmış ormanların kadastrosunun yapılması görevi de orman kadastro komisyonlarına verildiğine göre, bu gibi yerlerde yeniden orman kadastrosu yapılmasının yasal dayanağı bulunduğu, mahkemenin aksine kabulünün yerinde olmadığı, mahkemenin, yörede 1947 yılında yapılan orman kadastrosunda çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin çalışma kapsamına alındığı ancak orman sınırları dışında bırakıldığı yönündeki saptamasının yerinde olmadığı,
zira çekişmeli taşınmazın ... merkez mahallesi sınırları içinde olduğu, oysa 1947 yılındaki çalışmaların çukurbağ köyü ile Ağullu köylerinde ilan edildiği, keşif sonucu düzenlenen raporlar ile çekişmeli taşınmazın 1947 de belirlenen orman sınır hattının Çurubağ Yarımadasından geçirilmesinin, bu yarımadanın incelemeye tabi tutulduğu ve orman sınırları dışında bırakıldığı anlamına gelmediği, çalışma tutanaklarında bu yönde bir
açıklama olmamasına rağmen bilirkişilerin aksi yönde bildirdikleri görüşün kabul edilemeyeceği, bilirkişilerin teknik ve bilimsel saptamalarına değer verileceği, soyut görüşlerine itibar edilemeyeceği, bu nedenlerle 1987 yılında yapılan çalışmaların ilk orman kadastrosu olarak kabul edilerek taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının araştırılması gerektiği, dayanak vergi kaydının Kuzey sınırının Bucak denizi okuması nedeniyle, çekişmeli taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde bulunup bulunmadığının saptanması gerektiği,
öncelikle çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde kesinleşmiş kıyı kear çizgisi var ise buna göre düzenlenmiş haritasının, yörede doğal ve arkeolojik sit alanı bulunup bulunmadığı, koruma altına alınmış doğal ve arkeolojik kültür varlığı bulunup bulunmadığı araştırılarak, var ise ilgili harita ve kararlarının getirtilmesi, önceki bilirkişiler dışında konunun uzmanı bilirkişiler vasıtasıyla yeniden yapılacak keşifte, en eski tarihli memleket haritası ... fotoğrafı ve amenajman planı, 1987 yılında yapılan orman kadastrosuna ilişkin tutanak ve haritaları uygulanarak taşınmazın bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin saptanması,
kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi var ise haritası uygulanarak, yok ise 13.12.1972 ... ve 7/4 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı uyarınca kıyı kenar çizgisinin jeolog bilirkişi vasıtasıyla saptanması, kesinleşmiş koruma kurulu kararı var ise uygulanması, koruma kurulu kararı var fakat kesinleşmemiş ise kesinleşmesinin beklenmesi, koruma kurulu kararı yok ise arkeolog bilirkişi aracılığıyla çekişmeli taşınmazın üzerinde korunması gereken kültür ve tabiat varlığı olup olmadığının saptanması, imar ihya olgusu üzerinde durulması, var ise imar ihyanın tarihi, zilyetliğin ne zaman başladığı,
kaç yıl ne şekilde devam ettiği, ekonomik amaca uygun olup olmadığı yönünde yerel bilirkişi ve taraf tanıklarının somut olaylara dayalı bilgi ve görgülerinin sorulması, ... uzmanı bilirkişiden görüş sorulması, bilirkişilere kendi dalları ile ilgili olarak uygulamaları gösterir bilimsel verileri içeren rapor ve kroki düzenlettirilmesi) gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, ... ve ... ... açtıkları orman kadastrosuna itiraz davalarının reddine, ... ... açtığı davanın kısmen kabulüne, Orman Yönetiminin davasının kabulüne, Hazinenin açtığı davanın reddine, çekişmeli ...
İlçesi 123 ada 25 sayılı parselin teknik bilirkişi ... ...'ün 13.03.2002 tarihli krokisinde (B) ile gösterilen bölümünün ayrılarak kalan (A) ile gösterilen 2950 m2 bölümünün tamamı 4 pay kabul edilerek 2/4 payınını ... oğlu ... ..., 1/4 payının ... oğlu ... ..., 2/4 payının ...
Kızı Alime ... adlarına tarla olarak tapuya kayıt ve tesciline, (B) ile gösterilen 1363 m2 yüzölçümündeki bölümün orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, (A) ve (B) ile gösterilen her iki bölümün tapu kaydını beyanlar hanesine 3. derece doğal sit alanı olduğunun yazılmasına karar verilmiş, hüküm Hazine, Orman Yönetimi ve ... ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, kadastro tespit tarihinden sonra yapılıp 19.08.1987 tarihinde ilan edilen ve bu dava nedeniyle kesinleşmeyen orman kadastrosu vardır. Davalı taşınmaz bu tahdidin dışında bırakılmıştır.
Kadastroca, ... Merkez Ada da mevkii 123 ada 25 sayılı parsel 4313 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 6 yazım numaralı vergi kaydını dayanılarak ... Oğlu ... ... adına 23.11.1982 tarihinde tesbit edilmiş, ... ..., ... ... ve Orman Yönetiminin itirazı üzerine Tapulama Komisyonu 02.06.1988 tarihli kararı ile, parselin 115 ada 24 ve 47 ada 23 sayılı parseller ile birlikte itiraza uğradığı, 115 ada 24 sayılı parselin Asliye Hukuk Mahkemesinin 1969/47 esasına kayıtlı tescil davasında dava konusu olduğundan da söz edilerek, itirazları red etmiş, ... ... ve arkadaşları ile Orman Yönetimi tesbite itiraz davası açmışlardır.
Çekişmeli 123 ada 25 sayılı parsel, Davacı ... ... tarafından 18.02.1969 tarihinde açılan tescil davasına konu olup, dava dilekçesinde ikinci sırada sınırları tarif edilmiştir. 10.09.1977 tarihli keşifte tutanağa geçirilen gözlemde, bu taşınmaz, ... ve çalılık yamaçlar arasında etrafı taş duvar ve çalılar ile çevrili, bir kısmı genç bir kısmı daha yaşlı zeytin ağaçları ve bodur pırnal meşeleri ile kaplı tarif edilmiş, ... uzmanı bilirkişi de taşınmazın
öncesi delicelik iken aşılanarak zeytinlik haline getirildiğini bildirmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.12.1977 ... ve 1969/47 - 306 sayılı kararı ile Ortalan mevkiindeki bu taşınmaza ilişkin dava red edilmiş, davacının ve Hazinenin temyizi üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 11.12.1979 tarih ve 1979/8684 - 11612 sayılı kararı ile dava dilekçesinde ikinci sırada yer ... ... ... mevkindeki taşınmazın delicelerden aşılanmak suretiyle zeytinlik haline getirildiği söylendiğinden, bu taşınmaza ilişkin davada görev hususunun düşünülmesi gereğine değinilerek bozulduğu, bozma kararının taraflarına tebliğ edildiği halde, davacı taraf başvurmadığı için o şekilde bırakıldığı, daha sonra,
... ... tarafından ortalan mevkiindeki bu taşınmazla ilgili 17.2.1986 tarihinde yeniden tescil davası açıldığı, davanın 1986/33 esasa kayıt edildiği, bu davanın göerevsizlikle kadastro mahkemesine aktarıldığı, aynı vergi kaydının uygulandığı 115 ada 24 parsel ve çekişmeli 123 ada 25 sayılı parsellerle ilgili davaların birleştirildiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar 123 ada 25 sayılı parsel Tapulama Komisyonunca ... ... adına tesbit edilmişse de, ... ... tarafından açılan tescil davası nedeniyle malik hanesinin açık olarak tesbit edildiğini kabul etmek zorunludur.
Bozma kararında da değinildiği gibi yörede orman kadastrosu dava sırasında yapıldığından, davanın tarafları yönünden kesinleştiği söylenemez, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı 3116, 4785 ve 5658 sayılı yasa hükümlerine göre yapılacak incelemeyle belirlenecektir.
Mahkemece, çekişmeli 123 ada 25 sayılı parsel ile, 115 ada 24 sayılı parselin Asliye Hukuk Mahkemesinin 1969/47 esasına kayıtlı tescil davasında dava konusu olduğu ve aynı vergi kaydı uygulandığı, davanın tarafları aynı olduğu, bu parsellere ilişkin davalar birlikte görülmesi gerektiği halde gerekçe gösterilmeden 115 ada 24 sayılı parsele ilişkin dava bu dosyadan ayrılmıştır. 115 ada 24 sayılı parselle ilgili sonra ne gibi işlem yapıldığı araştırılmamıştır.
Resmi belgelerin uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve 27.06.1997 tarihli keşif sonucu Orman Bilirkişiler ... ..., R.... ..., ve M. ... ... tarafından düzenlenen 22.09.1997 tarihli raporda, çekişmeli 123 ada 25 sayılı parselin % 4-6 eğimli, 50-80 yaşlarında aşılı zeytinler ile kaplı yer yer taşlık moloz taş duvarla çevreli olduğu eski tarihli haritalarda ... renkli zeytinlik olarak işaretlendiği söylenip, taşınmazın memleket haritasındaki konumunu (O) şeklinde denetime olanak tanımayacak biçimde işaretlemiş, taşınmazın üzerindeki zeytin ağaçlarının sayısını, kapalılığı, aşı yaşları belirlenmemiş,
sonuç olarak taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu bildirilmiş, 07.03.2002 tarihli keşif sonucu Orman Bilirkişiler ... ..., ... ... ve ... ... tarafından 19.04.2002 tarihinde düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla da, çekişmeli 123 ada 25 sayılı parselin fiili özellikleri aynı şekilde tarif edilmiş, tarihi bildirilmeyen memleket haritasında taşınmazın (A) bölümünün zeytinlik olarak, (B) ile gösterilen bölümünün ise makilik olarak nitelendiği, (A) bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğu,
(B) bölümünün ise öncesi makilik olduğundan orman sayılan yerlerden olduğu bildirilmiş, mahkemece bu ikinci bilirkişi raporuna değer verilerek çekişmeli parselin (A) bölümünün dayanılan 6 yazım numaralı vergi kaydı kapsamında kaldığı, ... ... mirasçıları yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunun belirlendiği gerekçesiyle payları oranında ... ... mirasçıları, (B) ile gösterilen bölümün de orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
Uzman bilirkişiler tarafından, çekişmeli parselin üzerinde bulunduğu bildirilen 60 yaşlarındaki zeytin ağaçlarının aşı yaşı bildirilmediği, taşınmazın eski tarihli haritalardaki konumu denetime olanak tanıyacak biçimde işaretlenmediği gibi, taşınmaz yolun güneyinde kaldığı ve memleket haritasındaki işaretlemeye göre taşınmazın tamamının memleket haritasında yüksek eğimli makilik olarak nitelendiği halde, tamamının ne şekilde orman sayılmadığı açıklanmamış, Muhafaza makilerinin 5653 Sayılı Yasanın 1. Maddesi ile değişik 3116 sayılı yasanın 1/e maddesinin istisnasını teşkil ettiği,
aynı maddenin son fıkrası gereğince devlet ormanı olarak kabulü gerekeceği, Yine 08.09.1956 tarihinde yürürlüğe giren 6831 sayılı yasanın 1/J maddesi gereğince ... muhafaza karakteri taşıyan funda ve makiliklerin orman
sayılan yerlerden olduğu, bilimsel olarak, eğimin % 12’yi aştığı yerlerin ... muhafaza karakteri taşıyacağı, ayrıca aşılanmamış zeytin ağaçlarının orman ağacı olduğu, maki karakterli delicelerin aşılanarak zeytin ağacına dönüştürülmesinin 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkındaki kanun hükümlerine göre, tevzii, tahsis, imar ihya ve tescil koşullarının birlikte gerçekleşmesi halinde bu tür yerlerin orman rejimi dışına çıkmış Kabul edileceği, oysa davacı ... kişilerin böyle bir iddialarının olmadığı .gözetilmemiştir.
3500 m2 yüzölçümündeki vergi kaydının Batısındaki ... sınırı itibariyle değişebilir nitelikte sınır içerdiği, sınırları oldukça uzak mesafelerde mevkii olarak gösterildiği halde, mahkemece çekişmeli taşınmazı kapsadığı kabul edilmiştir.
Diğer taraftan, Kültür Bakanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma kurulu Müdürlüğü 28.4.1997 tarihinde 876 sayılı yazısıyla, çekişmeli taşınmazın bulunduğu Çukurbağ yarımadasının Antalya Koruma Kurulunun 29.7.1996 ... ve 3011 sayılı kararı ile III derece doğal sit alanı olarak tescil edildiğini, bu karar verilirken Çukurbağ yarımadasının topografik jeomorfolojik özelliklerinin ve florasının dikkate alınarak incelenip koruma alanı belirlenmediğini bildirdiği halde, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunun 11. maddesine,
5226 sayılı yasa ile yapılan ekleme ile “sit alanlarının” zilyetlik yoluyla edinilemeyeceği esasının kabul edildiği, bu yasa hükmünün kamu düzeni ile ilgili olduğu, değişikliğin yasası ile birlikte henüz kesinleşmemiş olan tüm davalara uygulanacağı düşünülmemiştir.
Özetle, hangi açıdan ele alınırsa alınsın çekişmeli parselin ... mülkiyete konu edilemeyeceği açıktır. Nizayi ... 18.02.1969 tarihinde açtığı tescil davasından sonra, tüm yargılama aşamalarında yapılan keşifler ve teknik bilirkişi raporlarıyla, çekişmeli taşınmazın tutunulan vergi kaydı kapsamında kalmadığı, öncesi itibariyle büyük kısmı taşlık ve çalılık olduğu,
üzerinde bulunan deliceler aşılanmak suretiyle zeytinlik haline getirilmiş ise de, davacı ve davalı ... kişilerin 3573 sayılı yasada öngörülen tevzii, tahsis ve imar ihya şartlarını birlikte gerçekleştirmedikleri, bu nedenle yüksek eğimli maki karakterli devlet ormanı niteliğindeki çekişmeli taşınmazın, delicelerin aşılanması suretiyle orman rejimi dışına çıktığının tabul edilemeyeceği,, orman kadastrosu dava sırasında yapıldığından davanın tarafları için kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Bu nedenlerle ... kişilerin davasının reddine, Orman Yönetiminin davasının kabulüne, çekişmeli 123 ada 25 sayılı parselin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı olduğu biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2006/1823, K. 2006/5773, 27 Nisan 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama