KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/363 E., 2006/3885 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mart 2006
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
498 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında ... Köyü ... 117 Ada 47 Parsel sayılı 5535 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğiyle 335 tahrir numaralı vergi kaydıyla ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tesbit edilmiştir. Davacı ... taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu Hazine adına tapuya tescili iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, çekişmeli parselin tesbit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu vardır. Daha sonra 1979 yılında yapılıp 23.08.1979 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 2002 yılında 3402 Sayılı Yasanın 4. madde hükümlerine göre yapılıp dava nedeniyle kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması mevcuttur.
Mahkemece kesinleşmiş orman kadastro tutanak ve haritalarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin kesinleşen orman kadastro sınırları dışında bırakıldığı, davalı gerçek kişiler yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, taşınmazın kazandırı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilebilecek yerlerden olup olmadığı yönündeki araştırma ve bilirkişi raporu yetersizdir.
Şöyle ki; hükme dayanak yapılan ziraat uzmanı bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın %70 eğimli, 5 metre genişliğinde ... taş duvarlarla örülmüş teraslardan oluştuğu, üzerinde tarımsal varlık olarak 8 adet 35-40 yaşlarında, 2 adette 50-60 yaşlarında armut ağacı bulunduğu, keşif günü itibariyle işlendiği, ... ... yapılabileceği gibi, ... ve armut yetiştirmekte de kullanılabileceği bildirilmiş, mahkemece, eğimi %70 olan üzerinde 5-10 adet armuttan başka ziraat mahsulü bulunmayan taşınmazın, ne şekilde ekonomik amaca uygun zilyet edildiği üzerinde durulmadığı gibi, zilyetliğin başlangıcı ve kimin tarafından ne kadar süreyle ve ne şekilde sürdürüldüğü hususlarında, somut olaylara dayalı olmayan tanık beyanları ile yetinilmiştir.
Davalılar, kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle zilyedliğe dayanmaktadır. Zilyedlik maddi bir olgu olup, bunun tanık dahil her türlü delille kanıtlanması gerekir. Soyut tanık anlatımı hükme dayanak alınamaz. Mahkemece, taraflardan tanıkları sorulup, yeniden yapılacak keşifte, H.Y.U.Y.’nın 259. ve 265. maddeleri gereğince taşınmaz başında dinlenip; taşınmazın öncesi itibariyle niteliğinin ne olduğu, kime ait olduğu, zilyedliğin nasıl meydana geldiği, ne kadar süre ile ne şekilde devam ettiği, bunun ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların bilgi ve
görgülerinin hangi eylemli olaylara dayandırıldığı belirlenmeli, komşu parsel tutanak ve dayanaklarının, bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri ve zilyetlik yolu ile kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı belirlenmeli,
... bilgisine sahip üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu görevlendirilip, taşınmazdan muhtelif ... numuneleri alınarak, ... toprağı olup olmadığı ve ... toprağı ise, kaç yıldır, ne şekilde kullanıldığı, üzerinde hangi ağaçların bulunduğu, aşılı olup olmadığı, kök yaşı ve aşa yaşı saptanıp; bu yolda, bilimsel verilere dayalı kapsamlı rapor düzenlettirilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2006/363, K. 2006/3885, 23 Mart 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama