KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/5518 E., 2006/8426 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Haziran 2006
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
716 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar ile davalılardan Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında ... Köyü 430, 98 ve 129 parsel sayılı taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek ... hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacılar tarafından davalılar aleyhine açılmış olan tescil davası kadastro mahkemesine devredilmiştir. Yargılama sırasında Orman Yönetimi davaya katılmıştır. Mahkemece çekişmeli 430 parsel 280 pay kabul edilerek.
40 payının ... kızı ... ..., 40 payının ... kızı ... ..., 40 payının ... oğlu ... ..., 40 payının ... kızı ... ..., 20 payının ... kızı ... ..., 20 payının ... kızı ... ..., 20 payının ... kızı ...
Ankara, 20 payının ... kızı ... ..., 10 payının ... oğlu ... ..., 10 payının ... oğlu ... ..., 5 payının H. ... oğlu ... ..., 3 payının ... oğlu ... ..., 3 payının ... kızı ..., 3 payının ... kızı ... ..., 3 payının ... oğlu Kadem ..., 3 payının ... oğlu ... ... adına, çekişmeli 98 parselde 18.07.2005 tarihli raporda (b) işaretli 13.000 m2 yerin tarla niteliği ile Hazine adına, (a) işaretli 22.000 m2 yerin ve 129 parselin 4 pay kabul edilerek 1'... pay hesabıyla davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar ile davalılardan Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 Sayılı Yasa hükmüne göre 1944 yılında yapılıp 10.11.1944 tarihinde askı ilanı yapılarak kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 25.11.1997 tarihinde askıya çıkartılan ve dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Mahkemece çekişmeli taşınmazların kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığı ve zilyetlik şartlarının kök muris ... mirasçıları lehine oluştuğu gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuşsa da yapılan araştırma, uygulama hükme yeterli değildir. Şöyle ki;
1- Çekişmeli 430 parselin 25.03.1976 tarihli satış senedinde 3 nolu taşınmaz olduğu ve mirasçıların bu taşınmazdaki miras paylarını davacı ...'a sattıkları iddiasıyla açılan tescil davasında 3 nolu taşınmaz sınırları D: ... ..., B: ... Özbek, K: yol.
G: orman ile çevrili 4 dönüm yer olarak gösterildiği, daha sonra 1981 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında taşınmaza 430 parsel numarası ve 1347 m2 yüzölçümü ile tutanak düzenlendiği ve 3552 m2 yüzölçümlü 488 parselin de burası ile bir bütün olduğu, 1000 m2 yüzölçümlü D-B: ..., K: yol, G: mera olan 105 tahrir nolu vergi kaydının da tespite esas alındığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar 488 parsel hakkında ... mirasçıları arasında Kadastro Mahkemesinin 1992/88 sayılı dosyasında görülüp kesinleşen dava sonunda bu parselin payları oranında ... mirasçıları adına tesciline karar verilip 7. Hukuk Dairesinin 17.11.1994 tarih 7706-11218 sayılı kararı ile paylara ilişkin yanlışlığın düzeltilerek onanmasına karar verilmişse de, davanın açılış biçimine, taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının edinme sebebine, 25.03.1976 tarihli satış senedi kapsamına göre 488 parselin de çekişmeli 430 parsel ile birlikte davaya konu olduğu,
tutanağın kesinleştirilmesinin hukuki sonuç doğurmayacağı ve öncesi davalı olması nedeniyle ... hanesi açık kabul edilerek 3402 Sayılı Yasanın 30/2. maddesi hükmüne göre mahkemece resen malikinin belirlenmesi gerektiği, 488 parsele yönelik olarak kadastro mahkemesinin 82/88 sayılı dosyasında Orman Yönetimi ve Hazine de taraf olmadığına göre hükmün yönetimleri bağlamayacağı açıktır.
430 ve 488 parsellerin güneyi paftada ve uzman bilirkişi raporlarında çalılık-ormanı olarak görüldüğü halde mahkemece bu parseller yönünden orman incelemesi yapılmamış, tespite esas alınan 105 tahrir nolu vergi kaydının güneyi mera okuduğu halde, bu yönde de araştırma yapılmamış, çekişmeli taşınmazların orman yada meradan açılıp açılmadığı, zilyetlikle kazanılacak yerlerden olup olmadığı, orman yada mera değil iseler de değişir sınırlı kaydın miktarı ile geçerli olacağı düşünülmemiş, bu konuda ziraat bilirkişi raporu da alınmamıştır.
2- Çekişmeli 98 ve 129 parseller yönünden; orman bilirkişilerden alınan rapora göre taşınmazların kesinleşen tahdit dışında kaldıkları belirlenmişse de 98 parselin tahdit haritasına göre konumu uzman bilirkişi krokisinde gösterilmemiş, 129 parsel hakkında ziraat uzmanı tarafından hazırlanan 18.07.2005 tarihli raporda taşınmazın 30-35 yıldır kullanılmadığı, üzerinde 60-70 yaşlarında ... ağaçları olduğu, eğiminin % 50-60 civarında olduğu açıklandığı halde, zilyetlikle iktisaba elverişli olmadığı düşünülmemiştir.
O halde; mahkemece, öncelikle 488 parselin de davaya konu edildiği düşünülerek tutanak aslı dosyaya getirtilmeli ve 430 parsel ile birlikte orman incelemesi yapılmalı, orman olmadıkları saptanırsa ve zilyetlikle iktisap koşulları gerçekleşmişse tespite esas alınan vergi kaydı da dikkate alınarak hüküm kurulmalı, yine 98 parselin orman olup olmadığı krokilerde gösterilmeli, vergi kaydı dikkate alınmalı, 129 parselin de zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşmediği düşünülmeli, mirasçılar arasında pay satışına ilişkin 25.03.1976 tarihli senet de gözönünde bulundurularak hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2006/5518, K. 2006/8426, 15 Haziran 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama