KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/5523 E., 2006/8953 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.050 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... ... ile dahili davalılardan Orman Yönetimi ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 06/02/1997 tarih ve 1996/10966 E.- 1997/1190 K. sayılı bozma kararında özetle; " Dava konusu 174 parsel, mahkemenin 1994/152- 101 sayılı dosyasında davalı olduğundan bu davanın bekletici mesele yapılıp sonucunun beklenmesi, 734 parsel için davalılar Orman Yönetimi ve Hazinenin taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tescili istemiyle açılan karşı davaları bulunmadığından ve orman sayılan yer olduğu saptanan bu taşınmaz yönünden tescil davasının reddine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu,
diğer davalı parseller hakkında ise yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığından, mahkemece yeniden yapılacak keşifte eski tarihli memleket haritası, ... fotoğrafları ve varsa amenajman planının ilgili yerlerden getirtilip çekişmeli taşınmazlarla birlikte ... araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazların öncesinin bu bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiklerinin belirlenmesi,
taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadıkları belirlendiği takdirde zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi ve 3303 Sayılı Yasanın 3. maddesi uyarınca gerekli belirtmenin de yapılması" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne;
1) ... Köyü 391 ve 472 sayılı parselle davacıya ait olmadığı anlaşıldığından, bu parsellerle ilgili davanın reddine,
2) ... Köyü 657, 403, 400, 295 parseller ile 174 nolu parselin davaya konu 2344 m2'lik bölümünün ... ... mirasçıları adına tapuya tesciline,
3) ... Köyü 734 ve 467 parsellerin orman niteliğinde oldukları ve Orman Yönetimi itarafından açılmış bir tescil davası bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... ... tarafından 391, 472 ve 476 sayılı parsellere, dahili davalı Orman Yönetimi ve davalı Hazine tarafından tüm parsellere yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Şöyle ki;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli 467 ve 734 sayılı parsellerin orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığına, davalı Orman Yönetimince 16/12/2004 tarihli dilekçesi ile harcını yatırarak davaya katıldığına ve orman niteliğinde bulunan parsellerin Hazine adına tescilini istediğine göre bu parsellerin orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi ile yetinilmesi doğru değildir.
Ayrıca, dava konusu 391 ve 472 parsel sayılı taşınmazların davacıya ait olmadığı ve bu parseller hakkında malikleri ... ve ... ... tarafından açılmış bir dava olmadığı gerekçesiyle red kararı verilmiştir.
Oysa, dava dilekçesinde bu parseller hakkında dava açıldığı gibi yerel bilirkişi 391 parselin davacının annesi ...'a, 472 parselin ise babası ... ...'a ait olup ölümleri ile mirasçılarına kaldığı ve mirasın da paylaşılmadığı bildirildiğine göre bu parseller hakkında da toplanan deliller değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, davacıya ait olmadığından bahisle red kararı verilmesi doğru olmadığı gibi 472 Sayılı parsel hakkında orman araştırmasının yapılmamış olması ve yörede kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından,
orjinal renkli memleket haritasının ölçeğini kadastro paftası ölçeğine çevrildikten sonra birbiri üzerine ablike edilerek, taşınmazların konumları haritalar üzerinde gösterilmeyerek sadece memleket haritası üzerinde yerlerinin işaretlenmiş olması ve T.M.Y.'nın 713. maddesinde öngörülen ilanların yapılmamış olması da doğru değildir.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir. O halde;
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, ... fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman yüksek mühendisi ve bir ... elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte ... araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli.
3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan ... kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K..
14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; ... yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler ... ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp;
orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu ... parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı.
Yukarıda açıklanan
yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir.
Bu cümleden olarak, yapılacak keşifte ... uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; taşınmazların kime ait olduğu, ne şekilde intikal ettiği, miras bırakanın ölümünden sonra terekenin yöntemine uygun mirasçıları arasında paylaşılıp paylaşılmadığı, zilyetliğin ne zaman başladığı,
kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli.
3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacı ve müşterekleri yanında, murisler yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, ... ve ... olarak kazanılmış ... miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, Medeni Yasanın 713. maddesinde öngörülen ilanlar yaptırılarak itiraz süresi beklenmeli ve toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Kabul şekline görede, taşınmazların Havza-i Fehmiye sınırları içinde kaldığının belirlenmesi halinde hüküm yerinde 3303 Sayılı Yasanın 3. maddesi uyarınca gereken belirtmenin yapılarak tapu kaydının beyanlar hanesine şerh konulmaması da doğru değildir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2006/5523, K. 2006/8953, 19 Haziran 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama