KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2010/15374 E., 2011/1297 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.020 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... Yönetimi ve davalı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Çekişmeli Lala Köyü 954 parsel sayılı 8960 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 29/10/1969 tarihinde yapılan arazi kadastrosu sırasında tarla niteliği ile 07/10/1960 gün ve 24 sayılı tapu kaydı ve 279, 280 tahrir sayılı vergi kayıtlarına dayanılarak ... adına tespit edilmiş, 01/04/1970 - 02/05/1970 tarihleri arasında ilan edilerek itiraz edilmediğinden kesinleşmiş ve tapuya tescil edilmiş, 24/08/1971 tarihinde de bağış yoluyla davalı ... adına tescil edilmiştir.
Yörede 2005 yılında orman kadastrosu yapılmış, 10/02/2007 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı ... Yönetimi vekili, 02/02/2009 günlü dilekçesi ile 954 sayılı parselin kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı, fiili ve hukuki durum itibariyla orman vasfında olduğu iddiasıyla tapu kaydının iptalini ve orman olarak Hazine adına tescilini talep etmektedir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, krokide (A1) ve (B2) ile gösterilen bölümlerin tapu kaydının iptaline, orman olarak Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi vekili tarafından taşınmazın tamamının orman vasfında olduğu gerekçesiyle, davalı ... vekili tarafından, davanın esasına girmeden önce taraf teşkili yapılması gerektiği halde müvekkiline tebligat yapılmadan yerinde keşif yapıldığı, delillerini ibraz etme imkanı verilmeden keşif zaptının verildiği ve dosyanın karara çıkarıldığını, taşınmazın eski tapusu bulunduğunu, bu tapu kayıtlarının dahi getirtilmediğini belirterek hükmü temyiz etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davalıya 05/02/2009 günlü tensip tutanağı gereğince tebligat çıkarıldığı, köyde ikamet etmediğinden tebligat yapılamadığı, 14/04/2009 günlü duruşmada yerinde 15/05/2009 tarihinde keşif yapılmasına karar verildiği ve bu tarihte keşif yapıldığı, 30/06/2009, 29/09/2009, 28/10/2009 ve 10/12/2009 günlü duruşmalarda bilirkişi raporlarının beklendiği ve davalının tespit edilecek adresine tebligat yapılmasına karar verildiği, fakat tebligat çıkarılamadığı, bilirkişi harita mühendisi ve orman yüksek mühendisinin 21/12/2009 tarihinde raporlarını ibraz ettikleri, davalı ...'in ...
Köyü ... adresine bilirkişi raporlarının gönderildiği ve Tebligat Kanunun 21. maddesine göre 15/01/2010 tarihinde tebliğ edildiği (Bu tebligat 21. maddeye göre usulüne uygun değildir.), davalının 21/01/2010 günlü duruşmaya geldiği ve "tüm delillerini bildirmek üzere 5 gün kesin süre" verildiği, davalının 25/01/2010 tarihinde itirazlarını içeren dilekçe verdiği ve 23/02/2010 günlü duruşmada da davanın kısmen kabulüne karar verildiği görülmektedir.
Davalıya dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmeden ve delilleri sorulup toplanmadan keşif yapılması, davalı köyde oturmadığı halde köye çıkarılan tebligatın Tebligat Kanununun 21. maddesine uygun olmayan şekilde yapılması, taraf teşkili yapılmadan keşif yapılıp karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, kabule göre de, 954 sayılı parsel 07/10/1960 tarih ve 24 sayılı tapu kaydı ile 279, 280 tahrir sayılı vergi kayıtlarına dayanılarak tespit edildiği halde, vergi ve tapu kaydı ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ve revizyon gördüğü parsellerle birlikte getirtilip uygulanmaması, tapu kaydı Orman Yönetiminin taraf
olduğu tescil hükmü ile oluşmuş ise Orman Yönetimini bağlayacağının düşünülmemesi, bilirkişilerin raporlarında memleket haritası ve hava fotoğrafında sadece çekişmeli taşınmazı göstermekle yetinip geniş kadastro paftasıyla ölçekleri eşitleyerek çakıştırma yapmamaları ve mahkemece eksik inceleme ile karar verilmesi de doğru değildir.
Ayrıca 6831 Sayılı Kanunun 11. maddesi gereğince orman kadastrosuna 6 ay içinde itiraz edilmez ise kesinleşir. Ancak, tapu kaydına dayanılarak 10 yıl içinde iptal davası açılabileceği ve orman kadastrosu kesinleştikten sonra 10 yıl geçmediği halde davalının bu hakkını da ortadan kaldırarak ve kesin hüküm oluşturacak şekilde tapu kaydının iptaline karar verilmesi de yasanın amacına, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, A.İ.H.M. Kararları, Anayasa ve Yasalarla güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlali niteliğindedir.
O halde; mahkemece davalıya usulüne uygun şekilde dava dilekçesi tebliğ edilip, delilleri toplanıp, davalının orman kadastrosunun iptali talebi ile dava açması halinde bu dosya ile birleştirilip, yöreye ait en eski hava fotoğrafı ve memleket haritası getirtildikten sonra yerinde yeniden keşif yapılarak memleket haritası ve hava fotoğrafı ölçekleri kadastro paftası ölçeği ile eşitlenip birbiri üzerine çakıştırılarak bilirkişilerden rapor alınması, davalının dayandığı tapu kaydının ilk tesisinden itibaren getirtilip uygulanması, kapsamının belirlenmesi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı ve tahdit haritasına göre konumu belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulması gerekirken onama yönündeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2010/15374, K. 2011/1297, 17 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama