KÜNYE
20. Hukuk Dairesi 2014/5434 E., 2015/18 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ocak 2015
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
561 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
.
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY YAZISI
Davacının...Köyü sınırları içerisinde bulunan ve kadastro sırasında tespit dışı bırakılan yerdeki zilyetliğe dayanarak dava konusu yerin adına tescil edilmesi istemiyle tescil davası şeklinde hasrettiği davası, mahkemece kadastro tespitinden sonra makul sürede dava açılmadığı ve kadastro tespitinden sonra da 20 yıl geçmediği gerekçesiyle reddolunmuştur.
Yörede kadastro tespitinin yapıldığı tarih ile dava tarihi arasında 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresi dolmamış olduğundan davacının, kadastrodan sonraki zilyetliğe dayanarak mülkiyet hakkını kazanamayacağı gerekçesi doğru ise de somut olayda olduğu gibi davacının kadastrodan önceki zilyetliğe de dayanmış olması halinde, mahkemece, kadastro tespitinden itibaren iki yıllık makul sürenin geçmesi ile artık kadastrodan önceki zilyetliğe dayanılarak dava açılamayacağı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 36. maddesi uyarınca herkes, yargı mercileri önünde hak arama özgürlüğüne sahip olup, bu özgürlüğün en yaygın kullanılma şekli dava açma hakkıdır.
Yine Anayasamızın 13. maddesi uyarınca "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir." 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde, kadastro sırasında haklarında tutanak düzenlenen taşınmazlar yönünden, kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak dava açma hakkı 10 yıl ile sınırlanmış ise de, kadastro sırasında tespit harici bırakılarak haklarında kadastro tutanağı düzenlenmeyen taşınmazlar yönünden kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak dava açma hakkını sınırlayan herhangi bir yasa hükmü bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece, davacının kadastrodan önceki zilyetliğe dayanarak açtığı dava yönünden işin esasına girilip, iddia ve savunma çerçevesinde bildirilen deliller toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken usûl ve kanuna uygun bulunmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesisi kanaatimce isabetsizdir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davanın reddine ilişkin verilen temyize konu kararın BOZULMASI gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun ONAMA kararına katılamıyorum. . ...
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2014/5434, K. 2015/18, 14 Ocak 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama