KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2007/21951 E., 2008/3495 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Mart 2008
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
540 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen 2.500.00 YTL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı vekilince istenilmesi ve duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 4.3.2008 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti.
Duruşma günü davacı vekili Avukat ... geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 11.03.2002 tarihinde meydana gelen zararlandırıcı sigorta olayı sonucu % 4,10 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
T.C. Anayasasının 141. maddesinin son fıkrası" davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması" hususunun yargının belli başlı görevlerinden olduğunu emretmektedir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 77.maddesinde de, aynı hüküm öngörülmüştür. Bundan başka hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda, Hukuk Usulü Mahkemeler Kanununun 275 maddesi gereğince bilirkişi düşüncesine başvurulmaması gerektiği de ortadadır. Aksi tutum yargı erkinin bağımsız hakimler tarafından kullanılmasını düzenleyen anayasal kurala da aykırı olur.
Mahkemece tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi amacıyla bilirkişi incelemesine başvurulduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirmesini yapmak hakime ait olduğu halde bilirkişi görüşüne başvurulması yukarıda açıklanan Anayasa ve Yasa kurullarına açık aykırılık oluşturmakta isede sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamış hataya değinilmekle yetinilmiştir.
Manevi tazminata gelince; Olayın oluş şekline, müterafik kusur oranlarına, davacının duyduğu elem ve ızdırabın derecesine, tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimine ve hak ve nesafet kurallarına göre davacı yararına 5.000,00-YTL manevi tazminat yerine 2.500,00-YTL manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2007/21951, K. 2008/3495, 4 Mart 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama